Havadaki % 77 azot, % 21 oksijen sınırı hiç değişmiyor. Peki bir değişse hayatın devam etmesi mümkün olur muydu? Hayır! Zira havadaki % 21 nisbetinde olan oksijen, biraz fazla olsaydı, Dünya’daki her şey ilk kıvılcım ile tutuşurdu.
Tarih boyunca insanoğlu gözlemleyebildiği kadarıyla kâinatın varlığı, oluşumu ve büyüklüğü ile ilgili sorular ortaya koymuş ve bunlara yönelik hipotezler geliştirmiştir. Bunlardan yola çıkarak geliştirilen teoriler, zihinlerdeki soruların bir kısmı için tatmin edici cevaplar vererek insanlığın ufkunun genişlemesine vesile olmuştur.
İslâm nazarında îman; kalp ile tasdik, dil ile ikrar sûretinde gerçekleşir. Yani îmânın asıl tecellî mekânı akıl değil, hissiyat merkezi olan kalptir. Bu husus çok mühimdir. Çünkü îman, ulvî bir histir. Akıl ise îman hissine ulaşmakta, başlangıçtaki belli merhaleleri aşmak için gereken bir vâsıtadan ibârettir.
“Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” sözünün anlamı.
İskelet nedir? İskelet sisteminin yapısı ve görevleri nelerdir? Kemik nelerden oluşur?
Kâinattaki her zerrede Allah’ı görmek mümkün müdür?
Mü’minler, kendilerine Kur’ân okunduğunda veya âyet-i kerîmelerle nasihat edildiğinde, hemen dikkat kesilir, onu can kulağıyla dinler, üzerinde düşünür ve itaat ederler.
Tekâmül etmiş bir kalp için mikrodan makroya her şey, ilâhî azamet tecellîleri ve kudret akışlarının bir ibret ve hikmet sergisi durumundadır… Her insan bu sergiyi gezme, görme ve tefekkür etme hakkına sahiptir. Bizleri bu teffürden alıkoyan nedir?
İnsan için Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ını idrâk etmek mümkün değildir. Zira beşerî ilmin yolu, havâss-ı hamse/beş duyu, akıl ve kalptir. Bütün bu idrak kâbiliyetlerinin kudreti ise sınırlıdır. Kudret ve selâhiyeti sınırlı olan bir vâsıtayla da Bâkî, Mutlak, Ezelî ve Ebedî olan bir varlık kavranamaz. Mahdut olan vâsıtayla olan idrak, ancak mahdut olarak gerçekleşebilir.
Tefekkür nedir? Tefekkürü terk etmek günah mıdır?