Tasavvuf, Peygamberimizin mânevî ve rûhânî otoritesinin müessese hâlinde yaşayan şeklidir. O’nun mânevî otoritesi, kendisinden sonra bu işe ehil sahâbîler, tâbiîn ve sonraki nesiller tarafından günümüze kadar devam ettirildi. Peki tasavvuf nasıl ortaya çıktı? İnsanları terbiye ve tezkiye etme konusunda en güzel örnek nedir? Mezhep nedir, nasıl ortaya çıktı? Tarikat nedir, nasıl ortaya çıktı?
İnsanlığın hidâyet ve ıslâhı, akıl ve mantıktan ziyâde, kalbe ve vicdâna hitâb eden, gönlünü bir rahmet dergâhı hâline getirmiş ârif zâtların, hâl ve kāl ile yaptıkları irşadları bereketiyle gerçekleşmiştir.
Dînin gâyesi, insana Yaratıcı’sını tanıtmak, O’na karşı vazîfe ve mükellefiyetlerini bildirmek, beşerî münâsebetleri Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye istikâmetinde adâlet, hakkâniyet, sulh ve sükûn üzere tesis etmektir. Yine dînin gâyesi; nâzik, zarif, ince ruhlu ve iç âlemini temizlemiş insan yetiştirmektir. Diğer bir ifadeyle mü’minin Hak dostluğuna ve cennete hazırlanmasını sağlamaktır.
Cenâb-ı Hak; “Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41) buyurarak her vesîleyle kendisini anmamızı arzu ediyor. “Onlar (akl-ı selîm sahibi müʼminler), ayaktayken, otururken, yanları üzerine yatarken Allâhʼı zikrederler…” (Âl-i İmrân, 191) buyurmak sûretiyle de, her dâim kalben kendisiyle buluşmamızı istiyor.