Abdullah Sert Bey, “Tasavvufta gaye nedir?” sorusuna açıklık getiriyor.
İlâhî sır ve hikmetlerden nasîb alabilmek, nefsânî arzulardan sıyrılıp “hiçlik” hâline varabildikten sonra başlar. Bunun içindir ki tasavvufun gâyesi de; ilâhî kudret, azamet ve saltanat karşısında, kulun kendi âcizliğini idrâk ederek Rabbine tam bir teslîmiyetle itaat etmesidir.
Abdullah Sert Beyefendi, Peygamber Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-'i nasıl örnek alacağımıza dair bazı ipuçlarını paylaşıyor...
İnsanın en zor terk edebildiği kötü huy, enâniyet, yani benliktir. İnsan dâimâ benliği sebebiyle nefsinin peşinde koşar ve hep kendisini haklı görür.
Abdullah Sert Bey'in Tasavvufa dâir temel konuları işlediği 16 bölümden oluşan Tasavvuf Sohbetleri'ni sizin için bir araya getirdik.
Allahu Teâlâ bildirmedikçe kulun bir şey bilemeyeceğini Ya’kub Peygamber -aleyhisselâm- kıssasında ibretle anlatılıyor…
İnsanlığın hidâyet ve ıslâhı, akıl ve mantıktan ziyâde, kalbe ve vicdâna hitâb eden, gönlünü bir rahmet dergâhı hâline getirmiş ârif zâtların, hâl ve kāl ile yaptıkları irşadları bereketiyle gerçekleşmiştir.