Tasavvufta tevazu ve hiçlik hali nasıl olmalıdır? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, bir kulun sahip olması gereken tevazu ve hiçlik halini anlatıyor.
Mehmet Lütfi Arslan'ın yeni kitabı "Ben Demeyene Yol Açılmaz" çıktı. Peki "Ben demeyene yol açılmaz" ne demektir? Yazar, bu soruyu cevaplıyor.
İlâhî sır ve hikmetlerden nasîb alabilmek, nefsânî arzulardan sıyrılıp “hiçlik” hâline varabildikten sonra başlar. Bunun içindir ki tasavvufun gâyesi de; ilâhî kudret, azamet ve saltanat karşısında, kulun kendi âcizliğini idrâk ederek Rabbine tam bir teslîmiyetle itaat etmesidir.
Eskiden pek çok dergâhın duvarını, mânevî mesaj ve îkazlar ihtivâ eden hüsn-i hat levhaları süslerdi. Bunlardan birinde de “hîç” yazardı. Kâmil insan olma yolundaki ilk adım; kişinin “hiç”liğini idrâk etmesidir. Kendisini hayırlara ulaştıracak, şerlerden koruyacak yegâne güç ve kudretin, Cenâb-ı Hakʼtan olduğunu bilmesidir.
Tasavvufta “hiçlik” neyi ifade eder? Benliği terk edip Hakk’a dost olmanın yolu hangi gönül kıvâmından geçer? Kalpteki kibir perdesi kalkmadan mârifetullah mümkün müdür?