Abdullah Sert Beyefendi, takvayı anlatıyor.
Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'sinde geçen “çunki nâmahrem der âyed ez derem perde der pinhan şevend ehl-i harem” (Mesnevî, 1/2381) (Yabancılar kapımdan içeri girdiğinde, ev halkım perde arkasına gizlenir.) sözü ışığında sırları örtmenin hikmetinde neler saklı olduğunu öğreniyoruz.
Abdullah Sert Beyefendi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Muaz bin Cebel'e (r.a.) yaptığı tavsiyeyi anlatıyor.
Şeyh Sâdî buyurur: “Yoldan çıkmış zavallı bir câhil, günahtan çekinmeyen bilgili kimseden daha iyidir. Çünkü câhil, körlüğü sebebiyle yoldan çıkmıştır. Bilen kimse ise iki gözü gördüğü hâlde kuyuya düşmüştür.”
Altınoluk Dergisi bu ayki kapağı Kur’ân-ı Kerim'den dokuz ayetle "Ümmet İçin Rabbani Çerçeve" başlığını taşıyor.
Âlimleri bekleyen en büyük tehlike, halkın itibarı karşısında şımarmak ve şöhret sevdalısı hâline dönüşmektir. Hatta bilerek ya da bilmeyerek ilahlaşma ve Rableşme temayüllerinin nefislerine sirayet etme ihtimalidir.
İbadetlerde ihmalkâr davranmak, insanı âhirette zor durumda bırakacağı gibi, aşırı heyecana kapılıp hırsla hareket etmek de bir müddet sonra yorgunluk, bıkkınlık ve yanlışlıklara sebep olabilir. O hâlde orta yolu tutmak ve devamlılığı esas almak gerekir.
Yüzakı Dergisi'nin 165. sayısı çıktı.
Rabbimiz kendine sığınanı korur. Öyle günahlar vardır ki, Rabbin sıyaneti olmayacak olursa, insanın kendini koruması zordur. Bu itibarla kula düşen, günahlara karşı Rabbin koruma zırhına sığınmak ve taatlere karşı da O’nun yardımını niyaz etmektir.
Allah ayetinde kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır. Ayetin emri gereği Müslümanlar yakınlık, menfaat ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapamazlar.