Asr-ı Saâdet toplumu, incelik, nezâket ve zarâfet toplumuydu. Onlar, insanlar bir tarafa, hayvanlara ve bitkilere dahî nezâketle davranıyor, hiçbir şeyi incitmiyorlardı. Böylelikle İslâm’ın güler yüzünü temsîl edecek kıvâma ulaşıyorlardı.
Bir şeyin size şüphe verip vermediğini nasıl anlayabilirsiniz? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bununla ilgili bize kalbimize bakmamız gerektiğini tavsiye ediyor. Kalp, doğrudan tatmin, yalandan tedirgin olur.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Türkiye geneli tüm camilerde okunacak Cuma hutbesi yayınlandı. Bu haftanın Cuma hutbesinin konusu, “helâl-haram duyarlılığı” oldu.
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, helâle riâyet hususuna çok ihtimam gösterirdi. Şüpheli şeylerden kaçınmakta da büyük bir hassâsiyet sergilerdi. Sohbetlerinde devamlı: “İbadet on kısımdır; dokuzu helâl rızık taleb etmek, biri ise diğer amellerdir.”[1] hadîs-i şerîfini okur ve muhtevâsıyla amel etmeyi emir buyururdu.[2]
Tevhid anahtarının 4 dişlisi...
Helal-haram sınırlarının nerede ise tamamen ortadan kalktığı ya da ayrıştırılamayacak kadar karıştığı bir ortamı yaşıyor ve paylaşıyor olduğumuz ne yazık ki acı bir gerçektir. Kazanma hırsının ve sınırsız/ilkesiz yaşama çılgınlığının kamçıladığı helal-haram hassasiyeti eksikliği günümüzün yaygın, ciddi, sosyal ve ahlakî hastalıklarının ön sırasında yer almaktadır.