Bir babaanne ile torunu arasında geçen ve bu günümüzün dertlerine derman olacak edeple, ahlakla ve güzellikle yoğrulu bir gerçek hikâye...
Misafirperverlik, bizim kültürümüzün en önemli değerlerinden bir tanesiydi. Her evin kapısı ve sofrası misafirlere açık olurdu. Çünkü Hazret-i İbrahim -aleyhisselâm- misafiri ve ikramı çok seven bir peygamberdi ve biz de onun bu özelliğini kendi kültürümüze ne güzel uyarlamıştık. Halil İbrahim peygamberle andığımız Halil İbrahim Sofrası neydi, bunu yaşatmak için yeniden hatırlama zamanı şimdi...
Şehirlerimizde ve köylerimizde misafirhaneler, konukevleri; evlerimizde misafir odası, misafir yemek takımları, misafir yorganı, nevresimi, misafir havlusu, misafir koltuğu, misafir dantelleri, örtüleri, hattâ misafir gelince serilen halı-kilim ve yolluklar bulunur. Bütün bu incelikler, dînimizin ve kültürümüzün misafire bakışının hayatımıza yansımış güzellikleridir.
Psikolog Mehmet Dinç, hatıralarından hareketle iftarın iki yüzünü anlatıyor.