Psikolojide “obsesyon”, yani bizim bildiğimiz hâliyle “vesvese” dediğimiz hastalıkla mücadele eden din kardeşlerimizin hiçbir zaman unutmamaları gereken husus, bu hâlin bir gün mutlaka geçeceğine yönelik inançlarını dâimâ diri tutmalarıdır.
Allah'ın Müslümanlara olan merhameti aşikârdır. Tövbe kapısı son ana kadar açık bırakılmıştır ta ki mümin bu merhameti suistimal etmesin. Şeytanın bizleri, Allah'ın (cc) affıyla aldatması şeytanın en büyük tuzaklarındandır. İşte şeytanın bu vesvesesine karşı müminin sergilemesi gereken tavrı.
Şeytan, besmelesiz girilen bir evde kalmaktan, besmelesiz başlanan bir yemeği yemekten haz duyar. O yüzden bir kimse eve girerken ve yemeğe başlarken (diğer iyi ve güzel işlerinde de) mutlaka besmele çekerek (Allah'ı anarak) o işe başlamalıdır.
Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri buyurur: “Şeytanın, akıllarıyla oynadığı kişiler gibi, Allah Teâlâ’nın fazlına güvenerek ibadetleri terk etme!”[1]
Şeytan, kariyerinin ilk büyük başarısını (!) Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havvâ’nın ağacın meyvesini yiyerek birbirlerine mahrem yerlerinin görünmesini sağlayarak kazandı. Kıyafetlerinin açılmasını ve birbirlerinden tahrik olmalarını istedi. Şerefli bir mahlûk olan insanoğlunu küçük düşürmenin en iyi yolu, kıyafetini açmaktı. Şeytan, kıyafetini kaybeden insanın, onurunu da kaybedeceğini iyi biliyordu.