Hz. Ali (ra)’ın şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Allah’a karşı en azından hiç olmazsa şu husûsa dikkat ediniz: O’nun nimetini O’na isyâna âlet etmeyiniz. Bir nimete kavuştuğumuzda o nimete şükretmeyi ihmal etmeyelim ki; o nimetten mahrum kalmayım.
Sadiyye Havaşi’sinde şöyle demiştir: Cezada hiç fazlalık olmaksızın mukabele etmek vâciptir ve bu iş cidden zordur, öyleyse evlâ olan affetmek, şâyet mümkünse barışmaktır. Tabiî ki barış için bu kişi zulüm ve haksızlıkta ısrarcı olmamalıdır.
Çoğalan her şey ucuzlar, yalnız akıl öyle değildir, o çoğalınca değerlenir. Akıl her şeyden daha aydınlıktır, ahmaklık ise her şeyden daha karanlıktır.
Bağdat diyarından bir Allah dostu. Adı İbrahim bin Ahmed, künyesi Ebû İshak, lakabı Havvas. Havvas, hurma yaprağından zenbil örücü demektir.
Alıp verdiği bir nefesin bile sahibi olamayan, nefes aldığında vermeye, verdiğinde tekrar almaya gücü yetmeyen âciz bir varlık, nasıl olur da size ebedîlik bahşeder? Nitekim tarih ebedî sultanlık iddaasında bulunan ölülerle doludur.
Koca cüsseli, güçlü bir hayvan olan fil, insanların hep merakını çeker.
Hikmet; Kur’an-ı Kerim, ilim, fıkıh, ilm-i ledünni, nübüvvet, din ve dünyanın salahı, “İlahi emirlerin faydasını anlama”, güzel fiilleri meydana getirme melekesi, “ahlak-ı ilahiyye ile ahlaklanma” ve “müktezayı hâle göre hareket etmektir.” Başka bir ifadeyle hikmet, “Hakkı hak bilip ittiba etmek ve batılı batıl bilip ondan sakınmaktır."