“Bütün gaybları en iyi şekilde bilen Cenâb-ı Hak, ibadetlerin sûretleri ile birlikte kulluk vazifesinin îfâsını da rûh ve rûhâniyetin en derin ve en hassas noktasından bekler.”[1]
Üzerine yemin edilmesi yasak olan şeyler hadislerde şöyle belirtiliyor: Peygamber, kâbe, melekler, gökyüzü, ecdat, hayat, ruh, başkan, sultanın hayatı, sultanın nimeti, bir kimsenin türbesi ve emanete yemin etmek İslam'a göre üzerine yemin edilmesi yasak olan şeylerdir.
Dînî hayâtın alabildiğine zayıfladığı ve dînî ölçülere göre insanların bir hayli kusurlu bulundukları zamanlarda muhâtaba, mutasavvıfâne bir diğergâmlık, merhamet ve müsâmaha ile muâmele etmek gerekir. Zira bu davranış; günah, fitne ve isyânın her yönden kuşattığı bu gibi kimselerin düzelip kurtulma ihtimâlini artıracak en bereketli bir tavırdır.
Alâüddîn Attâr Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Gafil insan, kendi iç dünyasındaki korkunç ahvalden habersizdir. Tezkiye edilmemiş nefs ve tasfiye edilmemiş kalp, çok zehirli hastalıklar ihtivâ eder. Âdetâ içimizdeki bir kanser gibidir. Bu hâliyle mülevves nefs ve hastalıklı kalp, insanın asıl mücadele ve mücâhede etmesi gereken düşmanıdır.
Evlilikte hayatınız monotonlaşabilir. Ailede muhabbeti taze tutmak, rutin işlerin monotonluğundan olumsuz etkilenmemek için neler yapmanız gerekiyor?
Yaklaşık 3 yıllık araştırmalarının ardından 17 yaşındayken İslam'ın aradığı din olduğuna kanaat getirerek 18'inde Müslüman olan Romanyalı Radu Adrian Cosma, ilahiyat eğitimine İstanbul'da devam etmek istiyor.
Kendi benliğindeki ulviyeti ve me’mûriyetinin istikâmetini lâyıkıyla takdir edemeyerek, kendi dünyalarını mart dumanına uğramış bir zemin gibi karartanlar, tepelerinde güneş bulunsa bile onun ziyâlarını göremezler. Çünkü araya gafletten teşekkül etmiş bir karanlık perde girmiştir.
Mühim olan hangi tarafta olduğumuz? Bu dünyadaki amellerimiz tartılırken “yemîn ashâbı”ndan mı, “şimâl ashâbı”ndan mı? Yani kitabımız sağ tarafımızdan ve önümüzden mi verilecek; arkamızdan ve solumuzdan mı? İşte asıl soru bu…
Oruç; diğergâmlık tâlimidir. Yoksulların ve muhtaçların çektiği sıkıntılardan sadece biri olan açlığı fiilen yaşatarak onların hâlinden anlamayı temin eder. Böylece gönüllerde merhamet, şefkat ve cömertlik tohumlarının filizlenmesini sağlar.