Rızık ne demektir? Kısaca anlamı nedir?
Müslüman rızık konusunda nasıl bir duruşu sahip olmalıdır? Ayet ve hadisin rızık konusunda Müslümana nasihati nedir?
Bataklığa saplanıp kalmış bir adam... Bir kuş, ağzında bir şeyler getirerek adamı doyurmaya çalışıyor. Her şey bu sahneyi görmekle başladı, İbrahim bin Edhem Hazretlerinin hayatında…
Hak Teâlâʼnın rızâsına ve yakınlığına nâil olabilmenin yolu; rızka değil Rezzâkʼa, kâinatta sergilenen sanata değil gerçek sanatkâra, esere değil asıl müessire, sebebe değil hakîkî müsebbibe yönelmiş bir gönül kıvamı kazanmaktır.
Ebu Hâzim Hazretleri buyurur: “Dünyanın tamamını iki şeyde buldum: Birincisi benim rızkım, ikincisi başkasının rızkı… Benim rızkım olan, şayet ben bir rüzgâra binsem ve ondan kaçsam da sonunda yine bana ulaşır. Başkasının rızkını elde etmek içinse rüzgâr üzerine binsem ve peşinden gitsem de aslâ onu elde edemem.”
İmam Suyûtî tasavvuf ehli bir kişinin bazı özelliklerini şöyle açıklar...
Sabahları boş kursakla fakat endişesiz olarak rızık aramaya çıkan kuşların rahatlığı ve teslimiyeti içinde, yersiz birtakım düşüncelere ve endişelere kapılmadan nasibini aramayı, boş oturmamayı, tevekkülün gereği sayan aşağıdaki hadis-i şerif; rızkı verenin sadece Allah olduğu bilinciyle hareket etmenin, Allah’a gereği gibi tevekkül anlamına geldiğini söylüyor bize.
Ahmed İbni Hanbel’in “Şamlıların en sağlam rivayetidir” dediği bu hadîs-i kudsî, Cenâb-ı Hak ile kullarının durumunu açıkça ortaya koymaktadır. Hiçbir şekilde ve hiçbir konuda ilâhî takdir ve tasarrufun dışında kalınamayacağı, her şeyin sadece Allah Teâlâ’nın dileğine bağlı olduğu en kesin ifadelerle anlatılmaktadır.
Hadis-i şeriflerde belirtildiği üzere misafirin ev sahibi üzerinde hakkı vardır. Bu hak ev sahibinin, gelen misafiri kabul edip ağırlamasıdır. Misafirin kabul edilip ağırlanması bir lütuf değil, misafirin hane sahibi üzerindeki hakkıdır. Öyle ise misafiri ağırlayan, ona bir lütufta bulunmuş olmuyor, hakkını veriyor demektir.
Misafirperverlik, bizim kültürümüzün en önemli değerlerinden bir tanesiydi. Her evin kapısı ve sofrası misafirlere açık olurdu. Çünkü Hazret-i İbrahim -aleyhisselâm- misafiri ve ikramı çok seven bir peygamberdi ve biz de onun bu özelliğini kendi kültürümüze ne güzel uyarlamıştık. Halil İbrahim peygamberle andığımız Halil İbrahim Sofrası neydi, bunu yaşatmak için yeniden hatırlama zamanı şimdi...