Altınoluk Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, Altınoluk Dergisi'nin 30 yıldır devam eden yolculuğuna temas ederek kendimizi yeniden hesaba çekmeye, özeleştiri yapmaya davet ediyor.
Mü’minin bir başka mü’mini bağışlaması, esâsen bağışlamayı çok seven Allah Teâlâ’nın ahlâkıyla ahlâklanmanın bir îcabıdır. Allâh’ın kendisini affetmesini isteyen, kendisi de başkalarını affetmelidir. Yoksa insan, Allâh’ın kendisini bağışlamasını istemez mi?
Ramazân-ı Şerîf bambaşka bir rahmet iklimi, müstesnâ bir mağfiret mevsimidir… Cenâb-ı Hakk’ın biz kullarına büyük bir ihsânı, muazzam bir lûtfudur.
Cenâb-ı Hakk’a hamd olsun ki, bizleri yine mübârek Ramazân’ın uhrevî iklîmine kavuşturdu. Ramazân-ı Şerîf, ömür takvimi içerisinde müstesnâ bir lûtuf ve rahmet ayı... Cenâb-ı Hakk’ın ümmet-i Muhammed’e büyük bir ihsânı, muazzam bir ikrâmı… Mü’minler için mânevî kıymetlerle dolu olan ilâhî bir hazîne… Nitekim bir hadîs-i şerîfte: “Eğer kullar, Ramazan’ın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…” buyruluyor. (Heysemî, c. III, sf. 141)
Kelime-i Tevhîd veya diğer bir tâbirle Kelime-i Şehâdet, bir kişinin, Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığını ve Hazret-i Muhammed -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in O’nun kulu ve Rasûlü olduğunu kabul ve îlan ettiği söze verilen isimdir. Şöyle telâffuz edilir: أَشْهَدُ أَنْ لَآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ “Şâhitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve yine şâhitlik ederim ki Muhammed -sallâllahu aleyhi ve sellem- O’nun kulu ve Rasûlü’dür.”
İnsanın maddî yapısının yanında rûhî tarafı da vardır. Maalesef bugün insanların çoğu, sadece maddî ihtiyaçlarını temin için gayret sarf etmektedir. Hâlbuki insanın bedeni fânî, rûhu ise bâkîdir.
Osman Nûrşi Topbaş Hocaefendi insan için rahmet fırsatlarından ve rahmet insanının özelliklerinden bahsediyor.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, O’NUN -sallâllâhu aleyhi ve sellem- EĞİTİM LİSÂNI kitabında Peygamber Efendimiz’in eğitim lisânını anlatıyor.
Allahütela Kur’ân-ı Kerim'de, baştan sona insanların kalplerine “havf” ve “recâ” dengesini kurmayı öğretir. Bazen tek bir âyetin içinde hem korku verecek ifadeler, hem de ümit vaad eden müjdeler vardır.
Basîret; sezgi, uzağı görüş, hakikati kalbiyle hissedip anlama demek. Peki Kur’ân’ın basîreti ile hayatımıza nasıl bakabiliriz? “Kur’ân’ın basîret olmasını” Altınoluk Dergisi yazarı Cafer Durmuş’un kaleminden okuyoruz.