Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Ölüp de pişmanlık duymayacak hiçbir kimse yoktur.” demesinin sebebi nedir? Hadisi şerif nasıl bir mesaj veriyor? İşte cevabı...
Bugün İslâm toplumları olarak en acı kaybımız, herhalde insaniyetimiz, değerlerimiz, edebimiz, kalitemiz ve nihâyet medeniyetimizdir. Müslümanlar olarak İslâm’ın izzetini kuşanamadığımızı itiraf etmek durumundayız.
Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Öncesi korku, sonu özür olan günah, kulu Hakk’a yaklaştırır. Öncesi güven, sonu kibir olan ibadet de, kulu Hak Teâlâ’dan uzaklaştırır. Kendini beğenmiş olan itaatkâr, aslında âsîdir. Özür dileyen âsî de hakîkatte itaatkârdır.” (Attâr, Tezkire, s. 55.)
İnsan yanılabilir, günah işleyebilir. Yapılan suç ne kadar ağır olursa olsun, kul hatasını kabul etmeli ve Cenâb-ı Hakk’a karşı dürüst davranmalıdır. Bunun canlı örneği olan sahabi efendilerimizden Kâ’b İbni Mâlik'in (r.a.) ibretlik uzun hikayesi...
Kudretli zamanında, elinden geldiği vakit bir hayır işlemeyen, bir iyilik yapmayan, kudretsiz ve âciz kaldığı vakit sıkıntıya düşüp zahmet çeker. Bizlere verilen bu fani dünya hayatını en iyi şekilde değerlendirerek huzurlu bir ahiret hayatını kazanmaya gayret etmeliyiz.
Unutmayalım ki âhirette hiç kimse; “dünyada az yaşadım, çok yaşadım” derdinde olmayacak. Geçen hayatının ne kadar hayırla veya şerle dolu olduğunun derdinde olacak…
Tekrar tekrar tevbeden dönmek, âhiret hayatını karartacak bir âfettir. Bu nevî tevbeye muhtaç tevbelerden Allâh’a sığınmak gerekir.