Yavuz Sultan Selim Han, dindar, mütevâzı ve gururdan ârî idi. Kuvvet ve kudretin, Allâh’a mahsus olduğunu, kendisinin ise, zafer için bir vâsıtadan ibaret bulunduğunu söylerdi. İşte Yavuz'un manevi özellikleri...
İstanbul’a gelen Mısır ulemâsı ile Osmanlı ulemâsı, Yavuz’un “halîfe” olmasını kararlaştırdıktan sonra halîfe 3. mütevekkil, Yavuz’un hilâfetini îlân etti. Hırkasını çıkararak Yavuz’a giydirdi. Bundan sonra Osmanlı pâdişahlarına, sultanlık ünvânı ile beraber “halîfe” sıfatı da verildi.
Yavuz Sultan Selîm Han, yapılan hatâ ve gâfilâne hareketlere karşı son derece celâlli bir pâdişahtı. Ancak bu celâli de, cemâli gibi şerîat dâiresi içinde eriyip yok olmuştu.
Fâtih Sultan Mehmed, toplumun korunmaya muhtaç fertleri için en hassas edep ve şefkat ölçülerini aksettiren ulvî kâideleri asırlarca evvel ortaya koyuyordu.
Sultan II. Murat, ilmi ve ibadeti çok, zühd, verâ ve takvâsı ziyâde bir pâdişahtı. Bunun içindir ki, tahtı henüz sağlığında iken evlâdına iki kez bırakabilmişti. Yoksa devlet idâre etmekten âciz ve cesaretsiz değildi. Zaten kazandığı parlak zaferler bunun en bâriz delîlidir.
Varna Seferinden evvel Murad Han, iki rekât namaz kılıp ellerini semâya kaldırdı ve cân u gönülden şu duâyı yaptı...
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini Hüdayi sofrasına buyur ediyor. Evliya Çelebi'nin anlatımıyla padişahların ardınca yürüdüğü Aziz Mahmud Hüdayi'nin 400 yıllık geleneği, 30 yıl önce kurulan Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı çatısı altında bugün Üsküdar'dan 40 ülkeye yayılıyor.
Ramazân-ı Şerîf, tutulan oruçlarla açlık ve âcizliği tattırarak muhtaçların hâlinden daha iyi anlamayı sağlayan bir şefkat ve merhamet eğitimidir. Yine Ramazân-ı Şerîf, etrafımızdaki yoksul, kimsesiz ve bîçârelerin bize zimmetli olduğunu telkin eden bir mârifet mektebidir.
Muhtelif unsurları hak, adâlet, muhabbet ve îman heyecanıyla dolu bir Osmanlı potasında eritmeyi başaran Osmanlı’nın devamını sağlayan temel sâiklerden ikisi...
Meşhur Kanije müdafaasını zaferle neticelendiren Tiryaki Hasan Paşa'nın, Sultan 3. Mehmed'in takdiri karşısında gösterdiği mütevazılık, tam bir ibret tablosu...