Bazı yerlerde kurbanlık hayvan alırken, satıcı, “Bayram günü hayvanı kesip et hâline getirdikten sonra kilosunu şu fiyattan veriyorum. Sen şimdi hayvanı seç, bayramda gelirsin, eti kaç kilo gelirse, ona göre parasını verirsin” diyor. Bu şekilde yapmak caiz midir?
Kurban etmek üzere alınan bir hayvanı başkasına satmak caiz midir?
Sevabı, ölmüş bir yakın akrabaya bağışlanmak üzere kurban kesilebilir mi?
Kurban kesmek yerine, parası ihtiyaç sahiplerine dağıtılsa, kurban mükellefiyeti yerine getirilmiş ve kurban kesmenin sevabına erilmiş olur mu?
Kurban kesene ücret olarak kurbanın eti ve derisi verilir mi?
Kâmil bir mü’min; hayatın acı-tatlı sürprizleri karşısında gönlünü bulandırmaz, kalbinin rotasını Allah rızâsından başka bir yöne çevirmez.
Bâzı cezbeli müridlerin heyecan taşkınlığı içinde söyledikleri; “Benim şeyhim bir şeyi dilerse Allah onu mutlakâ verir…” gibi sözler; muhabbet, hürmet ve bağlılığın, hadd-i lâyığından çıkarak, ifrat ve taassup derecesine varmasının bâriz bir misâlidir.
Vekâleten kurban kesiyoruz. Bize vekâletle kurban kestirmek isteyenlerden kimisinin, kurbanlık alımı için verdiği para, kurbanlıkların normal piyasa fiyatının altında. Kimisi de hiç para vermeden, “benim için bir kurban kesin” diyor. Bu durumda ne yapılması gerekir?
İyilik yapanlara iyilik, fenâlık yapanlara da fenâlık yapmak meziyet değildir. Asıl meziyet, kötülük yapanlara da iyilik yapabilmektir. Zira iyilik yapılan kimse düşmansa dost olur; ortadaysa yakınlaşır; yakındaysa muhabbet ve samimiyeti ziyâdeleşir. Kötülüğüne iyilikle mukâbele edilen kimse için bu iyilik, bir daha o kötülüğe dönmemesi için bir perde olur. İşte Efendimiz'in hayaından misalller...
Bizler fakir-fukarâya acırız. Aslında en çok acınacak olanlar, işçisine zulmeden patronlar. Zira bugün çalışma hayatında yaşanan problemlerin büyük bir bölümü, işçi haklarına ehemmiyet göstermeyen patronların adaletsiz tutumlarından kaynaklanıyor.