Bâzı kimselerin, mensub oldukları mânevî yola muhabbette haddi aşarak; “kendi yolunun en günahkârının bile, kırk kişiye şefaat edeceği, âhirette kendi mürşidinin eteğine tutunanların doğrudan Cennet’e gidecekleri” şeklinde, şer’î esaslarla aslâ te’lif edilemeyecek tarzda, asılsız, mesnedsiz, hezeyana dönüşmüş heyecan taşkınlıklarına da rastlanmaktadır.
Büyükbaş hayvanı kurban etmek isteyen ortak sayısının “üç, beş, yedi” gibi tek sayı veya “iki, dört, altı” gibi çift sayı olması gerekir mi?
Bir kişi kurban bayramı günlerinde, hem adak kurbanına, hem yeni doğan çocuğu için akîka kurbanına ve hem de o sene üzerine vacip olan kurbana niyet ederek büyükbaş bir hayvanın 3 hissesine ortak olsa, diğer 4 hissenin sahipleri de o seneki vacip kurban ibadetini yerine getirmeye niyet etse, kesilen kurban geçerli olur mu?
Efendim; tabi bu son nefes bayramı yine bitmiyor. Bir de kıyâmet var.
Teheccüd, Peygamber Efendimiz’e nübüvvetle birlikte emredilmişti. Kâinâtı, insanı ve Kur’ân’ı Allâh’ın adıyla okumayı emreden âyetlerden sonra namaz ve teheccüd emri geldi. Bu âyet-i kerîmelerde teheccüdün zamanı, keyfiyeti ve hikmetleri tafsîlâtıyla îzah edilmiştir.
Kurbanlık hayvanın bir hayır kurumuna canlı olarak verilmesiyle kurban ibadeti yapılmış olmaz mı?
Hazret-i Mevlânâ ve emsâli gönül ehlinin bütün insanlığı şefkatle kucaklayan «...بَازَا، بَازَا» “Gel, gel, geri dön gel, ne olursan ol yine gel” daveti; yüksek bir îman şuurunun tezâhürüdür. Bu davet; hidâyet arayanları gönül dergâhında şefkatle tedâvi etmek, İslâmʼın nezâket ve ihtişâmıyla tanıştırmak için yükselen bir gönül nidâsıdır. İşte müʼminin gönül dünyası da, muzdariplerin mânen rehabilite edildiği bir rahmet dergâhı hâline gelmelidir.
Yeni alınan bir araba veya yaptırılmakta olan bir ev için kurban kesmek uygun mudur?
Kurban kesen kimseler, yanlışlıkla birbirlerinin hayvanlarını keserlerse, bu durumda ne yapılması gerekir?
Kurbanlık hayvanın, kesimden önce ölmesi halinde ne yapılması gerekir?