İnsanları küçük görmek; sözle olabileceği gibi, çeşitli hâl ve hareketlerle, kaş-göz işaretleriyle de olabilir. Cenâb-ı Hak bunu da şu ifadeyle yasaklamıştır: “İnsanları arkasından çekiştirip (gıybetini yapıp) kaş-göz işaretiyle alay eden herkesin vay hâline!” (el-Hümeze, 1)
İhlâs, amellerin, başta riyâ ve ucub olmak üzere her türlü mânevî kirden arınmasıdır. Zîrâ bunlar, ihlâsı bulandıran ve onu yok eden kalbî hastalıklardır.
Çocuklar, anne-babaya ihsân edilen ilâhî emânetlerdir. İslâm fıtratı üzere anne-babalarına teslim edilen çocukların saf ve berrak kalpleri, temiz bir toprak misâli işlenmeye hazır, ham bir cevherdir. İstikbalde onların diken veya gül, acı veya tatlı meyve vermesi, üzerlerine atılan tohumların keyfiyetine bağlıdır.
İhlâsın zirvesini teşkil eden misallerle dolu olan Hz. Muhammed'in (s.a.v.) tebliğ hassâsiyetini anlatan bir hâdiseyi istifadenize sunuyoruz.
Sohbet halkalarını gençlerle besleyip genişletmek îcâb eder. Zira gençlikle meşgul olmak, çok ehemmiyetlidir. Gençlik, en kıymetli hayat hazinesidir. O elde iken hak yolunda harcanmalı ve bir ânı bile ziyan edilmemelidir.
Yüzakı Dergisi, “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96) hadisi şerifi çerçevesinde bu sayısında dostlukları inceliyor.
Namazın farzları onikidir. Bunlardan bir kısmı namazdan önce, namaza hazırlık niteliğindedir. Bunlara “namazın şartları” denir. Bir kısmı da, namaza durulunca yapılır ki, bunlara da “namazın rükûnları” denir.
Müʼmin, dünyaya bakış tarzını, Kurʼân ve Sünnet ölçüleriyle tanzim ettiği takdirde, ona karşı zâhid davranması, yani ondan kalben uzaklaşması, gayet tabiîdir. Dünyaya karşı zâhid olmak; onun sevgisini kalbe sokmamaktır. Kalbi, dünya nîmetlerinin kasası yapmamaktır. Yoksa dünyadan el etek çekerek, kendisinin ve mesʼûl olduğu kimselerin maîşetini temin gayretinden vazgeçmek değildir.
Kâmil ruhlar, ebedî kurtuluşa erebilmek için, etraflarında eğitim, hizmet ve merhamet ile kurtarılacak başka insanlar ararlar. Onlar kazandıkları her insanın muhteşem ecri, kaybettikleri her insanın da ağır vebâli altında olduklarının şuurundadırlar.
Bir tesbih, dünya saltanatından daha hayırlı olabilir mi? Zikrin hakikatine erenler için kalıcı değer, yalnızca Allah katında makbul olan ameldir.