Her abdest veya boy abdesti aldıktan sonra, en az iki rekât namaz kılmak sûretiyle, İslâm nîmetini ve abdest alma bahtiyarlığını lutfeden Cenâb-ı Hakk’a şükretmek, güzel bir haslettir.
“Allah ve Rasûlü’nü sevmek iddiası”nın kuru bir sözden ibâret kalmaması lâzım gelir. Bu muhabbet, ancak sevdiğine itaatle ortaya çıkar. Birisini sevdiğini ve ona hayran olduğunu iddia edip de ardından onun istediklerinin tersini yapmak, büyük bir tezattır. Böyle bir durumda insan ya sevdiğinde samimî değildir ya da yaptığında...
Peygamber Efendimizin sahâbîye verdiği hayırlı haberi anlatan kıssayı istifadenize sunuyoruz.
Sözlükte azîmet "bir şeye kesin olarak yönelmek, niyetlenmek" anlamındadır. Azîmetin karşıtı ruhsattır. Sözlükte "kolaylık, devamlı olan" ruhsat, fıkıh ilminde "meşakkat, zaruret, ihtiyaç gibi ârızî bir sebebe bağlı olarak azîmet hükmünü terketme imkânı veren ve yalnız söz konusu ârızî durumla sınırlı bulunan hafifletilmiş ve geçici hükmü" ifade eden bir terimdir.
Cennete girerek orada Resûlullah’a komşu olmak isteyenler ne yapmalı? Rebîa bin Kâ’b (r.a.) anlatıyor.
İmânın kemâli, “takvâ” ile yaşanan bir kalbî hayata bağlıdır. Takvâ ise; Allah’tan uzaklaştırıcı her şeyden kalbi koruma, nefsânî arzuları dizginleyip rûhânî istîdatları yükselterek Hakk’a güzel bir kul ve dost olabilme sanatıdır.
“Güzel bir örnek, örnek bir karakter, örnek bir şahsiyet” anlamına gelen üsve i hasene Peygamber-sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize hitap şekli olup, Ahzab Sûresinin 21. ayetinde geçiyor. “Andolsun (yemin olsun diyor) Rasûlullahʼta sizin için, Allâhʼa ve âhirete kavuşmayı umanlar ve Allâhʼı çok çok zikredenler için bir üsve-i hasene (örnek bir karakter, örnek bir şahsiyet) vardır.” (el-Ahzâb, 21)
Resûlullah’ın Allâh Teâlâ’nın ihsânına şükretmek için yaptığı ibâdetler...
Nâfile ibâdetler, farzları takviye eder ve kulun Allâh’a yakınlaşmasına vesîle olur.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; yaratılanların en yücesi, en mümtâzıdır. O, ilâhî kudretin insanda tecellî eden bir sanat hârikasıdır. Cenâb-ı Hakk’ın «Habîbim» iltifatına nâil olan yegâne insandır.[1] Kur’ân-ı Kerîm, O’nun yüceliğinin îzâhı ve medhiyle doludur. Bâzı âyet-i kerîmeler, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i doğrudan medhederken bâzıları da işâreten medhetmektedir.