Osman Nuri Topbaş

Ehl-i Beyt Ne Demek? Ehl-i Beyt Sevgisi Nasıl Olmalı?

Ehl-i Beyt ne demek? Peygamber Efendimiz’in: “Ehl-i Beyt’imi de beni sevdiğiniz için sevin” buyruğundaki övgüsüne mazhar olan Ehl-i Beyt kimlerdir?

Hz. Ali İle Hz. Fatıma (r.a.) Nasıl Evlendi?

Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın (r.a.) evliliği nasıl gerçekleşti? İşte hadisler ışığında Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın (r.a.) evliliği...

Mümin Bir İnsana Yakışan Üç Fazilet

Bu fânî dünyada herkes, birer âhiret yolcusudur. Hayatın med-cezirleri içerisinde insana yakışan fazîletler ise, sabır, şükür ve hâle rızâdır.

Müslümanın Hayatında Denge: İtidal

Her işte olduğu gibi hizmette de itidale riâyet etmek, son derece mühimdir. Hizmet ehlinin, hizmet adına çoluk-çocuğunu, anne-babasını ve rızkını kazandığı işini bir kenara bırakıp ihmâl etmesi nasıl doğru değilse, bunları bahâne ederek hizmetten geri durması da aynı şekilde mahzurludur.

Kendimize Sormamız Gereken Sorular

Her gece insan; gününün muhasebesini yapmalı, kendi kendisine şu sualleri sormalıdır...

Batn-ı Nahle Seriyyesi Nedir?

Hicretin on altıncı ayında gerçekleşen Batn-ı Nahle hâdisesi nedir? 

Endonezya İslam’ı Nasıl Seçti?

Bugün en çok Müslüman nüfusa sahip ülke olan Endonezya nasıl Müslüman oldu?

Peygamber Efendimiz'den Merhamet Örnekleri

Peygamber Efendimizin (s.a.v) topluma yön veren, insanlar arasında muhabbeti çoğaltan ve 1400 yıldır kalplere dokunan merhamet örneklerini Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor...

İnsanın Gizli Düşmanı

Hazreti Mevlânâ insanın gizli düşmanını şöyle anlatır: “Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Mûsâ da, Fir’avun da ölmediler; bugün senin içinde yaşıyorlar, senin varlığına gizlenmişler, senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar! Bu sebeple birbirine düş­man bu iki kişiyi kendinde araman gerekir!”

Nakşibendiyye Yolunda Sohbetin Önemi

Nak­şî­lik­te soh­bet ve ic­ti­mâ­îleş­mek esas­tır. Bu se­bep­le, tek ba­şı­na ten­ha bir yer­de hal­ve­te gir­mek de­ğil, zâ­hi­ren ka­la­ba­lık­lar için­de olun­sa bi­le, kal­ben Hak Te­âlâ ile hal­vet hâ­li­ni sür­dü­re­bil­mek da­ha mak­bûl gö­rül­müş­tür. Yani “kesrette vahdet” hâline ulaşabilmek tavsiye edilmiştir.