Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “İnsan, âdetâ sırf gözden, yani derûnî idrâkten ibârettir. Geriye kalansa deridir, ceseddir. Hakikî göz ise, ancak dostu gören, yani onu idrak etmiş olandır. Dostu görmeyen gözü, sen göz sayma!” (c.1, 1406) sözleriyle bize gerçekten gören gözleri anlatır.
Günümüzde insanlığın, en çok dûçâr olduğu nefsânî zaaf ve ihtiraslardan kurtulup, fert ve toplumun huzur ve saâdete erebilmesi için bilhassa riâyet edilmesi gereken ahlâkî düsturları birkaç misalle istifadenize sunuyoruz.
"Çoçuğu olmayan hanımlar ne yapmalı ve nasıl davranmalı" sorusunu Osman Nûri Topbaş Hocaefendi cevaplıyor...
Rasûlullâh Efendimiz, ümmetine farklı istiğfâr şekilleri tâlim buyurmuştur. Bunların en mühimi “seyyidü’l-istiğfâr”dır.
“Sahâbî” ve “sohbet” kelimeleri aynı kökten gelmektedir. Şüphesiz ki bu kelimeler arasındaki mânâ yakınlığı, tesâdüfî değildir. Zira sahâbeyi sahâbe yapan en mühim vesîlelerden biri de, onların Peygamber sohbetinden istifâde bereketine nâil olmuş bulunmalarıdır.
Tâbiîn neslinin meşhur müfessirlerinden Katâde der ki: “Kur’ân-ı Kerîm okuyanlar, ya kâr ya da zarar ile kalkarlar. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: «Biz Kur’ân’dan, îmân edenler için bir şifâ ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zâlimlerin de ancak hüsrânını artırır.» (el-İsrâ, 82)”
Asr-ı saadette mü'minlerin eşi benzeri olmayan ibadetlerinden biriydi oruç. Savaşlara katılan cesur kahramanlar kuvvetli olmak için nafile oruçları tutmuyorlardı fakat cihada çıkmak seyrelince onlar da çoğu vaktini oruçla geçirdi.
Hayvanlara güzel muâmele husûsunda Ferîdüddîn Attâr Hazretlerinin naklettiği ibretlik bir kıssayı istifadenize sunuyoruz.
Neden huzuru olmayan bir toplum olduk? Toplumun içinden huzur ve bereket neden kalktı? Huzur ve bereketi kaçıran maddi, manevi sebepler nelerdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor...
Asr-ı Saadet'te Cehennem'den konu açıldığı zaman gözyaşlarını tutamayan genç sahabi...