Yüce Rabbimiz, bizden ısrarla hem kendimizi hem tabiatı tefekkür etmemizi ister. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 150 yerinde ilâhî azamet ve kudret nakışlarını düşünmemizi emreder.
Bütün mahlûkât, insana hizmet ve ibret olarak yaratılmış ve bu dünyâ hayâtında yine ona emânet edilmiştir. Bu sebeple bütün mahlûkâta muhabbetle yaklaşmak, insan için bir vicdan borcudur.
“İslâm’da felsefenin yeri nedir? Felsefenin hakîkate ulaşmada en mühim vâsıta olarak gördüğü «akıl»la nereye kadar gidilebilir? Akıl terazisi bütün hakîkatleri tartabilecek kudrette midir? Aklın tıkandığı noktadan sonra nasıl yol alınabilir?” gibi sualler, tarihte olduğu gibi bugün de zihinleri meşgul etmektedir.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi kimdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin ilim ve hayır hizmetleri nelerdir?
Peygamberler söz ve fiillerinde dâima doğruluk üzerindedirler. Söz ve fiilleri birbirlerinin aynasıdır.
Burada dökülen kulluk gözyaşları yarın ahirette yüzleri güldüreceğinden Yûnus Emre Hazretleri de mahşer günü için gözyaşı dökenlerin ilk safında yer alarak herkesi o safa davet eder.
Nafile olan haccın vekalet şartları nelerdir?
Şeytan taşlamanın sünnetleri nelerdir? İşte şeytan taşlamada sünnet olan durumlar...
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi insanı ahirette kurtacak en mühim ibadetlerden bahsediyor.
Sözlükte azîmet "bir şeye kesin olarak yönelmek, niyetlenmek" anlamındadır. Azîmetin karşıtı ruhsattır. Sözlükte "kolaylık, devamlı olan" ruhsat, fıkıh ilminde "meşakkat, zaruret, ihtiyaç gibi ârızî bir sebebe bağlı olarak azîmet hükmünü terketme imkânı veren ve yalnız söz konusu ârızî durumla sınırlı bulunan hafifletilmiş ve geçici hükmü" ifade eden bir terimdir.