Nebiler Silsilesi 1

Hz. Nuh'un (a.s.) Gerçek İsmi

Hz. Nuh (a.s.) Kur’ân-ı Kerîm’de ve Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîflerinde mühim bir yer işgâl etmektedir. Ülü’l-azm peygamberlerden[1] birisidir. Kur’ân’da muhtelif vesîlelerle ismi 43 yerde geçmektedir. 28 âyetten müteşekkil olan 71. sûre, onun adını taşır. Meşhur tûfân sebebiyle beşeriyetin “İkinci Babası” sayılır.

Diri Kalplerin Özelliği

Bu kalbler, peygamberlerin ve evliyâullâhın kalbleridir. Bu kimselerde Allâh Teâlâ’nın bir kısım sıfatları tecellî etmiştir. Diri kalbli olanlar, Allâh -celle ce­lâlühû-, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve Kur’ân-ı Kerîm ahlâkı ile kemâle ermiş kişilerdir.

Zâkir Kalpler

Bu seviyede beden, kalbin zikri ile nûrlanmış, nefse rûhâniyet hâkim olmuş, îmân cevheri kalb cevheri ile birleşmiş ve îmân itmi’nân derecesine ulaşmıştır.

Gâfil Kalplerin Altı İlâcı

Kalbe ârız olan mânevî hastalıkların en önemlilerinden biri de gaflettir. Gaflet, kalbi ihâta ederek insanı mânevî yönelişlerden alıkoyar.

Hasta Kalplerin Özellikleri

Bun­lar, sıh­hat­li kalblerle mühürlü kalbler ara­sın­da bir mev­kî­de­dir­ler. Kur’ân-ı Kerîm’de hasta kalbler hakkında şöyle buyrulur: فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَهُمُ اللهُ مَرَضاً وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ “Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allâh da onların hastalığını artırmış­tır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azâb vardır.” (el-Bakara, 10)

Kurân-ı Kerim'de Geçen Kalpleri Mühürlü Kimseler

Hiçbir mânevî meziyet taşımayan bu kalbler, tamâmen hayvânî bir hayata dalarak dünyâyı sâdece yemek, içmek ve eğlenmek gibi ten planındaki gelgeç heveslerden ibâret görürler. İnsanda ve kâinâtta bulunan ilâhî sır ve incelikleri keşfedebilecek basîret ve firâsetten fersah fersah uzaktırlar.

Tevbe ve İstiğfar Hakkında Âyet ve Hadisler

Unutulmamalıdır ki peygamberler dahî zelle işlemiş, onun ıztırâbı ile tevbe ve istiğfâr içinde yaşamış, böylece kendilerine beşerî acziyet tattırılmıştır. Çünkü mutlak üstünlük ancak Allâh’a âittir. Acziyetten müstesnâ ve münezzeh olan yalnızca O’dur.

Âdem -aleyhisselâm-’ın Kıssasından Alınacak İbretler

Âdem -aleyhisselâm-’ın kıssasından alınacak ibretler...

Hâbil ve Kâbil Kıssasında Ne Anlatılmak İsteniyor?

Bu kıssada vahyin nûruyla aydınlanmış olan bir akıl ile nefsin sultasından kurtulamayıp bundan mahrum kalan aklın mukâyesesi yapılmakta ve bunların yol açtığı neticenin canlı bir misâli sergilenmektedir. Aklın, vahyin içinde bir değeri vardır.

Yeryüzündeki İlk Cinâyetin Sebebi

Âdem -aleyhisselâm- ile Havvâ vâlidemiz, Allâh’ın em­riyle bugünkü Mekke şehrinin olduğu yeri vatan edindiler. Bundan dolayı Mekke şehrinin bir adı da Ümmü’l-Kurâ, yâni yerleşim bölgelerinin merkezidir. Burada in­sanlar çoğalmaya başladı.