Kişilik terbiyemiz adına hedef ve faaliyet haline getirebileceğimiz bazı hususlar...
Ebû Safvân Abdullah İbni Büsr el-Eslemî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanların en kârlısı, ömrü uzun, ameli güzel olandır.” (Tirmizî, Zühd 21, 22)
Bir Müslüman her gece yaşadığı günün muhâsebesini yapmalı ve kendine şu sualleri sormalıdır. İşte 41 maddede bir Müslümanın günlük nefis muhasebesi...
Müslümanın her hâli Müslümanca olmalı. Tabiî bu da bir san’at. Zamana göre de değişir. Yani idare edeceğim derken, taviz yoluna fazla gitmek hatalı. Muvafık değil. Daha doğrusu izin yok. Müslüman samimi olacak. Kendini sevdirme kabiliyeti olacak. Samimi insanı düşmanları bile sever. Hatta buğz etseler bile yine sevmek zorundalardır.
Bazen ortada yanlış giden şeyler olduğunu biliriz, ama nasıl kurtulacağımız konusunda çözüm bulamayız. Sığınacak ve danışacak kimsemiz yoktur. O, hakkıyla işiten ve bilen. Tabiatımızı, her hâlimizi, içimizden geçenleri, ne noktalarda sıkıntıya düştüğümüzü biliyor.
Nakşibend Hazretleri, her türlü hizmeti nîmet bilirdi. Dervişerine hizmet etmeyi sevdiği gibi herkesin meselesini halletmek, problemini çözmek için de gayret ederdi.
Allah (cc), insana kıymet verdi ve O'nu eşrefi mahlûkat olarak yarattı. Fakat insan bunun kıymetini bilmez ise mahzun olacaktır. Peki kıymet bilmeyenlerin akıbeti ne olacak?
Alışverişte malın ve paranın durumunu olduğu gibi söylemek, varsa kusurlarını gizlememek veya yalan beyânda bulunmamak temel ilkedir. Doğru sözlülük, ticârette ve kazançta bereket vesilesidir. Aksi ise, alışverişte hayır ve bereket bırakmaz. Doğruluğun ekonomiye bu açıdan etkisi inkâr edilemez.
Helal dairesinde hareket edip haramlara tevessül etmeden zevkli bir hayat yaşanamaz mı? Helaller keyfe kâfi gelmez mi? Müslümanca yaşanan bir hayat neşesiz, zevksiz, donuk ve soğuk bir hayat mıdır? Dini hayat; zemini haramlarla döşenmiş bir mayın tarlası mıdır? Müslüman haram işleme korkusuyla her an mayına basma tedirginliği yaşayan bir yolcu mudur?
Yaratan’ın bizden nasıl bir hayat istediğini bilmemek, İslam’ın hayatımızdaki alanını daraltıyor. Başka ölçülere göre yaşarken “Hâlâ Müslüman kaldığımızı” düşünmeye başlıyoruz. Bunun tedavisi, hayatımızın bütün alanlarına ilişkin “Fıkh”ı öğrenmektir.