Anne sütü ilâhî kudretin bir mûcizesidir ve benzeri yapılamamıştır. Uzun yıllar muhtevası çözümlenmeye çalışılarak “mama” adı altında benzeri yapılmaya çalışılmış, lâkin bu konuda âciz kalınmıştır. Bunun sebebi, her annenin sütünün bebeği için özel üretilmesi ve bebeğinin ihtiyacına göre şekillenmesidir.
İstikbâlin iki günlük dünya ile sınırlı olmadığına inanan ve çocuklarını gerçekten seven anne babalar, şartlar ne olursa olsun, onları Allah, Peygamber sevgisiyle ve din bilgisiyle donatmalıdırlar. İşte o zaman görevlerini yapmış, yavrularının istikbâlini hazırlamış olurlar.
Ümmetimiz büyük bir ümmettir. Bu ümmetten olup küçük kalmak neredeyse mümkün değildir. Allah Teâlâ’nın yarattığı konumumuzu küçük görmemiz küçük kalmaya ve erimeye götürür bizi. Anneden âlime kadar herkesin yeri var ve herkesin muhakkak gölgesi vardır.
Kurân-ı Kerîm'in bazı ayetlerde “sıratı müstekim” şeklinde ifadesi İslam’ın çizdiği hayat tarzı ve hayatı okuyuş biçimi, aynı ifade güzelliği ile bize İslam’ın geniş bir caddeye benzetilmesini salık veriyor.
Kadınların saâdeti, “hanımefendi” olarak yaşamalarıyla mümkündür. Kadın, aslî vazifesinin dışına yönelir ise, âile ocağını kurutur. Kadının dış hayata katılması, ancak zarûrî sebeplerle ve yaratılışına uygun işler için mümkün olabilir. Bu zarûrî sebepler de cemiyetin ihtiyaçları ölçüsünce belirlenmeli, mâkul ve meşrû sınırlar aşılmamalıdır.
Âilenin sevgi kahramanı annedir. O, bir şahsiyet âbidesidir. Çocuğa iyi tavırlar, doğru davranışlar, güzel hasletler, hep sâliha anne tarafından kazandırılır. Sâliha anne, evlâdının şahsiyetini biçimlendiren hünerli bir eldir. Faziletli alışkanlıklar anneyle kazanılır.