Muhabbetin en büyük alâmeti, itaattir. Seven, sevdiğine gönlündeki muhabbet seviyesinde tâbî olur. Dolayısıyla her iki cihanda da Allah Rasûlü’ne yakın olmak isteyen bir kimsenin, hayatının her safhasını Efendimiz’in gönül dokusundan hisse alarak istikâmetlendirmesi şarttır.
"Merhametlilere Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin!" (Tirmizî, "Birr ve Sıla", 16; Buhârî, "Edeb", 13)
Merhamet kavramı insanlık üzerinde duran en güzel süslerden bir tanesidir. En güzel örnek Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) merhametin ehemmiyetine sürekli değinmiş ve yaşamıylada bu konuda müslümanlara büyük örnek olmuştur.İşte yaşanmış o olaylardan bir kaçı...
"Merhamet; dünyada vicdan huzuru, âhirette ise ebedî saâdet müjdesidir…" Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefndi'nin mü'minlerin merhamet ufkunu anlattığı makalesinden bir bölümünü istifadelerinize sunuyoruz.
Rûhun bir gayesi vardır. O gâye; Allâh’a doğru yolculuktur. Bu yoldaki mesâfeler ise, ancak merhamet tezâhürü fazîletlerle, yani rûhun zaferleri ile katedilebilir.
Mâbeyn katiplerinden biri hatıralarında Sultan II. Abdülhâmit’in bilinmeyen yönlerini anlatıyor.
Sovyetler devrinde milletler mikserin altındaki meyve parçaları gibi birbirine karıştırılarak dağıtılmıştır.