Musa Topbaş Efendi, manevi terbiyede dikkat ettiği hususları anlatıyor.
Mevlânâ Hâlid Hazretleri, bir sene süren yolculuktan sonra Delhi’ye (Cihânâbâd’a) vardı. Yol için yanına aldığı bütün eşyâyı fakirlere infâk etti.
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Nakşibendiyye yolunda “sohbet”in çok mühim bir esas olduğunu sık sık hatırlatır ve şöyle buyururdu: “Bu tarîkatte, (mânen) faydalanma ve faydalandırmanın esas noktası sohbettir. Sohbette söz ve yazıyla iktifâ edilmez. (Bunlarla birlikte «kalbî beraberlik» de lâzımdır.)”[1]
“Cezîre-i Mesnevî” (Mesnevî Adası), bir seçme beyitler kitabı. Mesnevî'yi daha iyi anlamak için yazılmış bu eserin şerhleri, tasavvuf iklimine girenlerin okuması gereken ilk kitaplardan. İşte Mesnevi adasından esintiler...
Tarihimizde özellikle âbid ve zâhidlerin ve hatta bazen âlimlerin, devlet ricâline uzak durma gibi bir sünnetleri olagelmiştir. Sözünün dinleneceği hüsn-i zannına sahip âlim ve âriflerin, iktidardakileri zaman zaman uyarmaları ve onları yanlıştan korumaları hem dînî, hem insanî ve hem de vicdânî bir zarurettir.
Tasavvuf, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e vâris olmuş gerçek mürebbîler elinde; nebevî terbiye metodlarıyla, nefsin tezkiye, kalbin tasfiye edildiği mânevî bir mekteptir. Bu mânevî terbiye mektebine dâhil olarak “insan-ı kâmil” olma yolunda mesâfeler katetmeye “seyr u sülûk” tâbir olunur.
Dini sohbet edecek kişi rızkını helalinden yemeye ve beraber bulunduğu kişilerin manevi keyfiyetine dikkat etmeli ve bunların tesiri altında olduğunu asla unutmamalıdır.
Manevi sohbet edecek kişinin 17 özelliği...
Kerametin en büyüğü ihlâs, istikamet, dürüstlük ve ferasettir.
İnsan, ancak nefs engelini aştıktan sonra, iptilâ ve meşakkatlere lâyıkıyla sabır gösterebilecek ve onları gönderene karşı râzı olabilecek bir dirâyete erişir. Bunlar, mâneviyat yolundaki med-cezirlerin cilveleridir.