Ahmet Taşgetiren, bu ay Altınoluk Dergisi'nde "Çanakkale'den Çağımıza Ruh Nakli" başlıklı yazısında "Çanakkale ruhunu" anlatıyor.
Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'sinde geçen “çunki nâmahrem der âyed ez derem perde der pinhan şevend ehl-i harem” (Mesnevî, 1/2381) (Yabancılar kapımdan içeri girdiğinde, ev halkım perde arkasına gizlenir.) sözü ışığında sırları örtmenin hikmetinde neler saklı olduğunu öğreniyoruz.
Büyük insanların dilinden ve kaleminden yeni ve sıcak cümleler, mânâsı yüksek sözler, ufuk açıcı ölçüler, keşifler gelip duracaktır. Bu da hayâtı yükseltip yüceltecektir. Bu nedenle dünya tefekkürünü edebiyatını izlemek diye bir vazifemiz vardır. Bu takip bizi dünyanın en büyük kafaları, en geniş, en sıcak yürekleriyle irtibatlandıracaktır. Anlayışımız ve dünyamız güzelleşecektir.
Hakîkî bayram ki, ezelle ebed arasında rûhun bir gurbet diyârı olan bu dünyâda, yaşanan bir kulluk ve takvâ imtihânından sonra Rabbin lutfettiği mübârek bir sevinç günüdür.
Hizmette muhabbet, mânevî terakkînin başlangıcıdır. Bu nokta aslında her şeyin başladığı yerdir. Kalp, ancak hakîkî muhabbeti tattıktan sonra mânen inkişâf etmeye ve güzelliklerini sergilemeye başlar.
Divân şairi Fuzuli'nin "Su Kasidesi" şiirinde saklı olan mânâlar...
Tasavvufî düşüncede, varlığın sûret-ma’nâ sarmalı üzerine kurulması, sûretteki sığlığın, ma’nâdaki derinliği perdelemesinden dolayı; varlığın sûreti ile ma’nâsı arasında bir çelişki, eşyânın görünümü ile hakîkati arasında bir zıtlık ortaya çıkmaktadır.
Hikmet; hakîkatleri idrâk husûsunda akla aczini kavratmaktır. Akılla kavranamayan nice sırlar, ancak hikmetle çözülür. Kâinattaki ilâhî tecellîlerin asıl mânâsı, hikmet nazarıyla okunabilir.
Dr. Adem Ergül, Peygamber Efendimiz –sallallâhu aleyhi ve sellem-‘le muhabbet rabıtasını nasıl kurabileceğimizi anlatıyor.