Merhum üstadımız Mahmud Sâmi Ramazanoğlu -kuddise sirruh- Hazretleri, 12 Şubat 1984 yılında, Medîne-i Münevvere’de vefat etmişti. Üzerinden tam otuz iki yıl geçmiş. Bu kadar zamana rağmen, o, eserleriyle, sevenleriyle, sohbetleriyle; yani “sadaka-i câriyesiyle” yaşamaya devam etmektedir.
Merhum Mahmud Sâmi Ramazanoğlu -kuddise sirruh- Efendimizin vefatının sene-i devriyyesi münâsebetiyle, onun kıymetli sohbet ve nasihatlerinden birkaç tanesini, siz değerli okuyucularımla paylaşmış olalım. Zira îman ve tefvîz takviyesi bakımından, bu nasihatleri sık sık tekrarlar, âdeta ezberletirlerdi.
Yüzakı Dergisi, “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96) hadisi şerifi çerçevesinde bu sayısında dostlukları inceliyor.
Halîfe Me’mûn ile Basralılar’ın şeyhi Ebû Hüzeyl arasında geçtiği söylenen hikayede Allah'ın sineği niçin yarattığı anlatılıyor.
10 grup mağrur insanın durumu...
Said İbn Abdi’l-Azîz’in Râbia bin Zeyd’den, o da Ebî İdrisi’l-Havlânî’den, o da Ebî Zerre Cündeb bin Cünâde -radıyallahu anh-’den rivâyet ettiğine göre Peygamber Efendimiz -sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem- Allah Teâlâdan rivâyet ederek şöyle demiştir...
İnsan için riâyeti lâzım ve vâcib olan dört mertebe...
"Kim, Allah yolunda öldürülürse o şehîddir. Kim Allah yolunda ölürse o şehîddir. Kim taun hastalığından ölürse o şehîddir. Kim karın hastalığından ölürse o şehîddir. Kim suda boğulursa o şehîddir."
Musa Topbaş Efendi, Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu'nun kurban kesme edebini anlatıyor.