Elazığ'da, mahalle bakkalı Şerif Canpolat, kaldırımda bulduğu ve sütle beslediği ebabil yavrusuna sabahları iş yerinde akşamları da evde bakıyor.
Ebu Hâzim Hazretleri buyurur: “Dünyanın tamamını iki şeyde buldum: Birincisi benim rızkım, ikincisi başkasının rızkı… Benim rızkım olan, şayet ben bir rüzgâra binsem ve ondan kaçsam da sonunda yine bana ulaşır. Başkasının rızkını elde etmek içinse rüzgâr üzerine binsem ve peşinden gitsem de aslâ onu elde edemem.”
Bütün mahlûkât, insana hizmet ve ibret olarak yaratılmış ve bu dünyâ hayâtında yine ona emânet edilmiştir. Bu sebeple bütün mahlûkâta muhabbetle yaklaşmak, insan için bir vicdan borcudur.
Göçmen kuşların taşıdığı hastalıkların, özellikle açık alan yetiştiricilerini savunmasız bırakabileceği bildirildi.
Edirne'nin Selimiye Meydanı'nda güvercinleri beslemek isteyenlere bardakla buğday satan "Gülabi Baba", soğuklarda müşterilerinin azalması nedeniyle kuşlara kendisi yem veriyor.
Özellikle anne, baba, kardeşler, eş ve çocuklar ile küs olarak, kırgın olarak gelen var mı?” Ben bu sorunun cevabını vermezler diye düşünürken beni mahcup edip açık yüreklilikle cevapladılar. Hattâ anlatmak isteyip gözyaşı dökenler çoğunlukta idi.
Şebnem Dergisi Yazarı, Ayşenur Vural, derginin Mayıs sayısında, Rubailerle taçlandırdığı ibretlik bir hikaye kaleme alıyor.
Şair-Yazar Yusuf Özkan Özburun, Kırkambar Kitap Okumaları söyleşi dizisi Kasım ayı programında Feridüddin Attar’ın Mantık Al-Tayr kitabını anlattı. Özburun; tasavvuf ekolunün mühim eserlerinden olan kitabı okuyacaklara, kitabın omurgasını oluşturan yedi vadinin önemini belirtti ve bu yedi vadinin manaları bilmeden kitabın anlaşılamayacağını söyledi.