Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Tüksek Kurulu "Hac yapan kimsenin bütün günahlarının af edileceğine dair rivayetler sahih midir?" sorusunu cevaplandırdı.
Altınoluk Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, bu zamanda Müslümanın hayat süzgecinden geçirmesi gereken soruları adetâ bir araya getiriyor ve bizi kendimizi sorgulamaya davet ediyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'ân-ı Kerim portalı bir çok özelliği ile kullanıcların kolylıkla Kur'ân okumalarına imkan veriyor.
Altınoluk Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, Altınoluk Dergisi'nin 30 yıldır devam eden yolculuğuna temas ederek kendimizi yeniden hesaba çekmeye, özeleştiri yapmaya davet ediyor.
Esas maksadı insanı hidâyete erdirmek olan Kur’ân-ı Kerîm’in çok sayıdaki âyetinde, bilhassa tevhid akìdesine dikkat çekmek üzere tabiat ilimlerinin sahasına giren konularda verdiği özlü bilgilerin, daha sonra modern ilim tarafından da keşfedilmesi, onun ayrı bir mûcizevî yönünü teşkil etmektedir. Yani Kur’ân-ı Kerîm dâimâ önde gidiyor, ilim ise onu ardından tâkip ediyor.
Kur’ân-ı Kerîm’in indiği toplum, edebiyâtın zirvesinde idi. Panayırlarda herkesin huzûrunda belâğat ve fesâhat müsâbakaları yapılırdı. Toplum yediden yetmişe güzel söz ve şiirle meşgul olurdu. Buna rağmen bütün edebiyat ustaları, Kur’ân-ı Kerîm’in belâğat, fesâhat ve hârikulâde nazmı karşısında çaresizlikten kıvranmış, sükûtun derinliklerine gömülmek zorunda kalmıştır.
Bugün evlâtlarımıza karşı sorumluluğumuzda, dünya ve âhiret dengesini kurmak, umûmiyetle ihmal ediliyor. Dünyevî diplomalar yanında, uhrevî diplomalara dikkat edilmiyor. Kendi kendimize sormalıyız: İstikbâli veren kim?.. Unutmamalı ki; Allâhʼa, Rasûlullâhʼa ve Kurʼân-ı Kerîmʼe bağlılığımız ne kadarsa “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96) hadîs-i şerîfinden nasîbimiz de o kadar olacaktır.
Kur’ân-ı Kerîm, Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllahu aleyhi ve sellem-’e inzâl edilmiştir. Pekçok yönüyle mûcizedir. Kısım kısım indikçe hemen yazıya geçirilmiş ve ezberlenmiştir.
Sultan 2. Murat Han, üç gün hasta yattıktan sonra vefât etmiş arkasından herkesine örneklik teşkil edecek şu vasiyeti bırakmıştı.
Sultan 2. Murad Hân’ın tahtı oğluna bırakması, tarihin en mühim hâdiselerindendir. Bu ferâgatin en büyük hikmeti, Sultân’ın derviş meşrep bir tabîate sahip bulunması yanında, İstanbul’un fethini sağlığında görmeyi murâd etmesi idi