Kur’ân-ı Kerîm, üslûbundaki fesâhat, belâğat ve ihtivâ ettiği ahkâmın şâheserliği yanında, mânâ ve muhtevâsıyla bütün mekân ve zamanlara hitâb etmesi ile de hiçbir peygambere nasîb olmamış bir kitâbdır. Bu üstünlükler, onun kıyâmete kadar devâm edeceğinin ve Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in de en kalabalık bir ümmete sâhib olacağının en bâriz bir nişânesidir.
Kur’ân kıssalarında peygamberler, beşeriyyetin her bakımdan en mümtaz şahsiyetleri olarak takdîm edilir. Bunlar, kesbî bir gayretle değil, ilâhî bir tâyinle seçilmişlerdir. [1]
Bir gün fakir bir bedevî Hazret-i Ali’den sadaka ister. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-, o an için başka bir imkânı bulunmadığından, yerden bir avuç kum alır ve bir şeyler okuyarak kuma üfler.
Müslüman hayatı anlarken ve hayatında yer alan kurumlar (günlük hayat, aile, toplum) ile ilişkilerini şekillendirirken önce kendisinden yola çıkmalıdır. Tasavvufun, Kurânî bir kavram olarak nefsi levvâme diye ifade ettiği şey tamda budur.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Kur'ân-ı Kerim ve Rasulullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in rehberliklerinden bahsediyor...
Husûsiyle Osmanlı Devleti’nin Anadolu ile İstanbul havâlisine münhasır olan kısımlarında herhangi bir zâbıta vukuâtına pek rastlanmamıştır.
Din Eğitimi Akıllı Defter Setleri, ilköğretim öğrencileri için temel dini bilgileri içeren bir çalışma olarak hazırlandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Eğitimi Genel Müdürlüğü Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanı Bünyamin Albayrak, 1976 yılından itibaren kayıtları tutulan hafızların toplam sayılarının 2015 yılı itibarıyla 120 bin 80’e ulaştığını söyledi.
Görme engelli Adil Altınkaya, yaklaşık 20 yıldır kendisi gibi görme engelliler için Braille alfabesi ile Kur'an-ı Kerim basıyor.
"Bu ayet kime hitap ediyor?” sorusu aslında Kur’an-ı Kerim’deki her ayet için sorulabilir. Çünkü Allah Teâlâ’dan gelen vahiy, insanın bir yanını Allah ölçülerine göre inşa etmek, ihya etmek, imar etmek içindir.