Aksaray'da doğuştan görme engelli kardeşler Adalet ve İbrahim Efe Kabadayı, tüm zorluklara rağmen en büyük hayalleri olan Kur'an-ı Kerim'i öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor.
15 Temmuz Şehitlerini Anma Programı'nda Kur'ân-ı Kerim Okuyan Hafız Bünyamin Topçuoğlu, dinleyenleri mest etti.
Diyanet İşleri Başkanlığı Çekmeköy Müftülüğü'ne bağlı olarak 1999-2000 yılında eğitim ve öğretime başlayan ve faaliyetlerine başarılı bir şekilde devam eden Alemdağ Kur’an Kursu 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı için kayıtlar başladı.
Kur’ân’ın kısa bir sürede ortaya çıkardığı Asr-ı Saâdet bambaşka bir devir idi. Bütün dünya, o asrın güzîde toplumunu hayranlık içinde seyretti, bugün de hâlâ hayranlığını izhâr etmektedir.
Sahabeyi Kur'ân-ı Kerim'e yönlendiren faktörler...
Cehâlet, sözlükte bilmemek, tanımamak, haberi olmamak, kaba, katı, sert davranışlı olmak anlamlarına gelir. İlmin ve hilm’in zıddıdır. Bu sebeple olmalıdır ki “eğitim görmüş kimsenin bir özelliği de olgun ve nazik davranışlı olmaktır” denilir. Peki, okuma - yazma bilmemek cehâlet midir?
Mâsum gönüller, Allah -celle celâlühû-, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve Kur’ân-ı Kerîm’in muhabbet ve rûhaniyetiyle dolduğu zaman, ibadetler de şevk ve huşû içinde kemâle doğru mesâfe alır. Kalplerindeki îmanları kuvvetlendiği için, gönül dünyaları da zenginleşir. Kur’ân-ı Kerîm’i bambaşka bir lezzetle tilâvet ederler. Emir ve yasaklarına karşı dikkatli olurlar. Kur’ân ve Rasûlullâh’ın ahlâkıyla ahlâklanırlar.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ve halîfeleri, Kur’ân-ı Kerîm’i uzak bölgelerde de öğretebilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır. Bu meyanda, pek çok âlim sahâbîyi İslâm dünyasının muhtelif merkezlerine hoca olarak göndermişlerdir.
Hizmet ehli, her şeyden önce etrafına sağlam bir karakter sergileyebilmelidir. Zira insanlar, sağlam karakterli, vakarlı, örnek şahsiyetlere hayran olur ve onları örnek alarak peşlerinden giderler.
Allah teâlâ ve tekaddes hazretleri; bazı kullarını ilim yoluna sevk eder, zihinlerini açar, hâfızalarını kuvvetlendirir; bazılarına da fazlasıyla helâlinden servet verir. İşte bu iki zümre bunun Cenab-ı Hakkın kendilerine bir nusret-i ilâhîsi olduğunu bilerek, kibirlenmeyip, tevâzû, sabır ve şükür yolunda sâbit olurlarsa felâha erenlerden olurlar.