Osmanlı’da vakıf duyarlılığı o kadar zirveleşmişti ki, bunlar sadece insanları değil, hayvanları, hattâ bitkileri bile şümûlüne alan bir genişlik kazanmıştı.
Dünya ve âhiret musîbeti ahlâksızlıklardan olan kötü zan, kusur gözetleme, ayıp araştırma, hasetleşme, arkadan çekiştirme ve dargınlık gibi rezâletlerin tamamı, bir bakıma zehirli kalplerde ve özellikle de dilde toplanır. Bunlar, ferdi ve topluluğu içinden yıkan ve musîbetler getiren en korkunç âfetler ve tehlikelerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığınca Kur'an kurslarında, cuma günleri kadınlar ile hafta sonları ise camilerde çocuklara yönelik Kur'an-ı Kerim ile temel dini bilgiler dersleri verilecek.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: “Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır. Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beytʼimdir...”
Bangladeş'in Barguna ve Cox's Bazar kentlerinde medresede eğitim gören yetimlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 10 bin çocuk, Türk halkının da desteğiyle Kur'an-ı Kerim dersleri alıyor.
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Arnavutköy Merkez Camii’nde gençlerle sabah namazında buluştu.
Altınoluk Dergisi bu ayki sayısında Kur'ân-ı Kerim ve Resulullah'ın hukukuna karşı "Sapkın Mecralar" başlığını kapağa taşıyor ve bir sağduyu çağrısında bulunuyor
Kur’ânî kavramlarla aynı kökten türeyen ve günlük dilde kullanılan kelimeler arasında irtibat kurulabilmesine yardımcı olmak amacıyla hazırlanan “365 Kur’ân Kelimesi” kitabında hayatımızı kuşatacak 365 kelimeye yer veriliyor. İşte Kur’ânî kelimeler…
Ashâbın en mühim meşgûliyeti, Allâh’ın kitâbını anlamak, öğrenmek, hikmet tecellîlerine nâil olabilmek ve muktezâsınca amel etmekti. Hayâtın lezzetini Kur’ân’ı tekrar tekrar okumak, dinlemek ve yaşamakta buluyorlardı.
Sufiler, temiz gönülleri Rablerine vasıl kılmak için Kur'ân-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in sünnetinden aldıkları metotlarla insanları terbiye etmeye çalışırlar. Zikir, tefekkür, tezekkür, zühd, sohbet ve hizmet gibi usuller tüm tarikatların ana merkezini oluşturur. Ne var ki bu usuller aslında bir değişiklik olmadan zaman ve zemine göre farklı şekillerde uygulanabilir.