Dinimiz doğru ve güzel konuşmamızı emretmiş, düşmanlarımızla görüşürken bile “nezâketi” kaybetmememizi öğretmiştir. Çünkü dilin güzel kullanılması sayesinde, azılı düşman olan kimselerin bize yaklaşması, bize yakın olan kimseler ile de aramızda samimiyetin artması mümkündür. Rabbimiz, “kelîmullah” olan peygamberi Hazret-i Mûsa’yı, ilâhlık iddia eden Firavun’a gönderirken onun “yumuşak bir dille” Allâh’ın yoluna çağrılmasını emretmiştir.
Allah Teâlâ, dil ile söylenmediği sürece, insanın içinden geçen menfi vesvese ve düşüncelerden dolayı bu ümmeti sorumlu tutmayacaktır. Büyüklerin “Söz vücut bulur” ya da “Belâ ağızdan çıkan söze bağlıdır” şeklinde ifade ettikleri hakikatler, bir hikmete dayanan tespitlerdir. Bu itibarla sözü oluşturan her bir kelimenin, hayra ya da şerre kapı aralayabileceğini düşünerek dikkatli konuşmak, dünyevî ve uhrevî selametimiz açısından önemlidir.
Oruç, aslında tam bir imsaktir. Yani yemeden içmeden, cinsel isteklerinden nefsi tutmak demektir. Bunun yanında ağzını yalan konuşmaktan, kötü söz söylemekten, dedikodu yapmaktan alıkoymak, başkalarına sataşmaktan ve zarar vermekten diğer organlarını da çekmek bu imsak kavramının tabii bir uzantısıdır. Oruçtan beklenen sonucun alınabilmesi için bu noktalara titizlik gösterilmesi gerekmektedir.
Karşılaşılan kötülüklerin bir kısmı muhâtabın istihkâkı ile gerçekleştiğinden kötü hâdiselerde nefsi yoklayıp kendini hesaba çekmek lâzım gelir. Bu sebeple konuşmadan evvel ağzımızdan çıkacak lafızlara dikkat etmeliyiz.
Sözün müsbet ya da menfi anlamda gücü ve tesirine dair Kur’ân-ı Kerîm’de verilen örnekler, bizi yeniden sözün ehemmiyetini idrak etmeye çağırıyor.
Düşünmeden edilen kötü sözün vebali var mıdır?
Özellikle anne, baba, kardeşler, eş ve çocuklar ile küs olarak, kırgın olarak gelen var mı?” Ben bu sorunun cevabını vermezler diye düşünürken beni mahcup edip açık yüreklilikle cevapladılar. Hattâ anlatmak isteyip gözyaşı dökenler çoğunlukta idi.
Gönlümüz ve dilimiz, ilâhî hikmet ve esrârını yansıtan bir ayna olursa; oradan bütün mahlûkâta karşı şefkat, merhamet, lütuf, af, güzellik ve ihsanlar yayılır. Nefsimizin hoşuna giden şeylerden sakındırmak için Peygamber Efendimiz -sellallahu aleyhi ve sellem- bakın neler söylüyor!..