Kâsım bin Muhammed'in (r.a.) hikmetli sözlerinden birkaçı ve bazı rivayetlerini sizler için derledik.
Kin ve öfkenin zararından kurtulabilmenin en iyi yolu baştan kızmamaktır. Sabredip öfkesini yenebilen kişinin mükâfatı nedir? Bu sorunun cevabını da aşağıdaki hadîs-i şerîften öğreneceğiz.
Zaman dilimini ifade eden gün, önemine binaen Kur’an-ı Kerim’de yüzlerce defa zikredilmiştir. Belirtilen günler içinde dünyaya ait olanlar olmakla beraber genellikle gündem; ceza günü, ahiret günü, kıyamet günü, diriliş günü, haşr günü, fasıl günü gibi tanımlarla ahirete müteallik günler kastedilmektedir.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) zikri ve Kur'ân tilaveti...
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, "Kıyâmet günü neler olacak? Neler yaşanacak?" sorularını cevaplıyor...
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kıyamet ayetlerini anlatıyor.
Câhiliye devrindeyken en ufak bir musîbet karşısında saçını başını yolarak ve üstünü başını yırtarak günlerce dövünen kadınlar, Allâh’a olan kuvvetli îmanları sâyesinde, muhteşem bir vakar âbidesi hâline gelmişlerdi.
Rivâyetlere göre, Ye’cûc ve Me’cûc, kötü ve belâlı iki millettir. Yüzleri yassı, gözleri küçük, kulakları çok büyük, boyları kısa, sayıları çoktur. Kıyâmete yakın yeryüzüne yayılacaklardır. Ye’cûc ve Me’cûc kavminde ânî doğumlar olacak, böylece birden bire artacaklardır. Nasıl sinekler teressübât üzerinde birden çoğalıyorlarsa, onlar da öyle çoğalacaklardır. Şu an bulundukları yer Hak Teâlâ’nın ilminde gizlidir.
Uhud Harbi’nden Medîne-i Münevvere’ye dönerken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- at üzerinde bulunuyor, atın dizginini de Sa‘d bin Muâz -radıyallâhu anh- tutuyordu. Sa‘d’ın annesi Kebşe bint-i Ubeyd -radıyallâhu anhâ-, Efendimiz’e doğru geldi.
Tarihin silinmez sayfaları şâhittir ki, kim hayatı boyunca rüzgâr ekmişse, neticesinde dâimâ fırtına biçmiş; tabağına ne doğramışsa kaşığına o gelmiştir.