Peygamber Efendimiz sol eliyle yemek yiyen sahabiyi uyarmış, kibri, büyüklenmesi sebebi ile kendi sözünü dinlemeyince ve halini terk etmeyince o kişiye beddua etmiştir.
Herkesin kendi derdine düşeceği mahşer gününde ilâhî rahmete ve Efendimizʼin şefâatine nâil olabilmek için; bugün tevbe, istiğfar, ibadet ve sâlih amellere sarılma mevsimindeyiz. Önümüzdeki; kabir, kıyâmet, mahşer, hesap, Sırat gibi zor ve çetin geçitlere, bugünden hazırlanmak mecbûriyetindeyiz.
İhlâsa erişmek, halkın takdir ve kınamasından endişe etmeyi bırakıp yalnızca Allah rızâsına tâlip olabilmek için, ehemmiyetli bir tedbir de, hâlini gizlemektir. Halini gizlemeyip alkışlamalar karşından oluşan riya ise en tehlikeli sarhoşluktur.
Müslüman mütevazı, alçak gönüllü, kardeşlerini sever ve değer verir, her işini ve sözünü ihlas ve samimiyet açısından değerlendirir, kalp kırmaz, gönül incitmez olur.
Gafil insan, kendi iç dünyasındaki korkunç ahvalden habersizdir. Tezkiye edilmemiş nefs ve tasfiye edilmemiş kalp, çok zehirli hastalıklar ihtivâ eder. Âdetâ içimizdeki bir kanser gibidir. Bu hâliyle mülevves nefs ve hastalıklı kalp, insanın asıl mücadele ve mücâhede etmesi gereken düşmanıdır.
Şunu unutmamak lâzımdır ki, Cenâb-ı Hakk’ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur, ibadetlere muhtaç olan asıl bizleriz. Her bir ibadet, ruha ayrı bir vitamindir. Ruha verilecek vitaminler ihmal edilirse, nefsanî hayata doğru meyil başlar.
Ebû’l-Hasan Harakani Hazretleri nefsi arındırıp kemâle erdirmenin yollarını anlatıyor.
Nefs-i emmârenin en çirkin, menfî vasfı; gurur ve kibirdir. Nefs-i emmârenin zebûnu olan kişi; gurur ve kibrin en süflî derekesine varır, aygırlaşır, firavunlaşır, hattâ ilâhlık iddiâ eder.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül anlatıyor.
Kul olmak çok zor bir şeydir. Kendi hevâ ve hevesinin ilâh edilmesini isteyen nefis, kişiye devamlı haddini aştırır. Zira bütün israflar, kişinin hevâsından kaynaklanır. Kibrinden, kendini büyük görmesinden, bencilliğinden, başkalarını düşünmemesinden... Kibir ile israf arasında müthiş bir irtibat vardır. Şeytan da kibirli ve müsriftir; secde etmeyerek kendisini israf etmiştir. İsraf eden mü’min de aynı şeytan gibidir.