Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Davud aleyhisselâm ancak elinin emeğiyle kazandığını yerdi.” (Buhârî, Büyû’ 15)
Ortada bir hastalık, bir sıkıntı ve bir problem varsa ille yapılacak iş bunların çıkış sebeplerini araştırmak ve problemleri gidermek için çare üretmektir. Bugün yaşanılan tabloyu kalemle ifade etmeye ihtiyaç yoktur. Çünkü yalın gerçek söze ve yazıya hacet bırakmadan varlığını bizzat haykırmaktadır.
Nasıl ki bir gram altını elde etmek için tonlarca toprağı büyük bir titizlikle elekten geçirmek îcâb ediyorsa, günümüzün iktisâdî şartlarında helâlden kazanmak da büyük bir gayret, dikkat ve hassâsiyet ister.
Şu an bütün dünyada yayılan bir bilgisayar oyunu olan “Blue Whale Challenge” (Mavi Balina Meydan Okuması) gençlerin bu oyunu oynayarak ölümüne yol açıyor.
Kanaatkâr olmak, Allah Teâlâ’nın verdikleriyle yetinmek güzel bir huydur. Açgözlülük insanı dünyada huzursuz ettiği gibi, onu haksızlığa yönelteceği için âhiretini de perişan eder. Açgözlülük derdinden kurtulmanın yegâne çaresi, önce bu dertten kurtarması için Allah’a yalvarmak ve açgözlülük sebebiyle yaptığı günahları bağışlaması için ona yönelmektir.
Sokakta yürürken, insanlarla bir parkı paylaşırken, bir apartmanın merdivenlerini kullanırken, evinin balkonunda keyif çayı içerken komşusuna karşı hassasiyetini korurken o mü’mindir. Bu idrak, hayatı yaratan Allah’ı her yerde ve her zaman diliminde bizi mü’min olarak görmek isteyen Şeriat’ına göre yaşama idrakidir. Böyle bir mü’min ibadetinde ve muamelatında, her yerde ve her şartta kazanandır.
İslami ve insani olanı öldürmek değil, yaşatmaktır. Haksız yere bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek, bir insanın yaşamasını sağlamak ise bütün insanları yaşatmak gibidir. Harple, şiddet ve baskıyla bir müddet bedenlere hükmedilebilir fakat kafa ve gönüllere asla hükmedilemez. Asıl fetih toprak fethi değil gönül fethidir. Daimi bir barış ve huzur ortamı ancak bu şekilde sağlanır.
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı "Yarışmalarda elde edilecek ödülleri almak caiz midir?" sorusunu cevaplandırdı.
Bugün maalesef lüks, israf, oburluk, güç gösterisi ve nefsânî ihtirasların arttığı bir devredeyiz. Hâlbuki oruç ibadeti bizlere, fânî nîmetlerin bir gün tamamen elinden alınacağı bir âhiret yolcusu olduğumuzu hatırlatarak, nefsânî zevklere takılıp kalmamayı, helâlleri bile asgarî seviyede kullanıp kifâyet miktârıyla yetinmeyi ve dünyevî imkânları âhiret sermâyesi kılma firâsetini telkin eder.