İstikbâlin iki günlük dünya ile sınırlı olmadığına inanan ve çocuklarını gerçekten seven anne babalar, şartlar ne olursa olsun, onları Allah, Peygamber sevgisiyle ve din bilgisiyle donatmalıdırlar. İşte o zaman görevlerini yapmış, yavrularının istikbâlini hazırlamış olurlar.
Hakîkate nazar eden akıllı kişilerin, «istikbâl» kelimesinden en büyük maksadın, ebedî olan ve herkesin kendi başına hesap vereceği âhiret hayatı olduğunu basit bir mütâlâa ile kabûl edeceği açıktır.
Dünya hayatında insanın istikbâline tesir edecek en mühim müessirler nelerdir?
“İnsan, muhitinin çocuğudur”, derler. Doğrudur, her meyvenin yetişme iklimi olduğu gibi insan meyvesinin de sıhhatli yetişme iklimi önemlidir. Hicret, daha güzeli arama, daha hür ve daha güzel bir ortamda, hem kulluğumuzu ve hem de insaniyet kalitemizi geliştirmek yolunda olursa, Rabbimiz bereketli kapılar açar ve niyete göre hayırlı sonuçlara da ulaşılır.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bir milletin istikbâlinin gençlerinin enerjilerini neye harcadıklarıyla belli olduğunu belirterek, Çanakkale Harbi'nin kazanılmasında da imanlı bir neslin varlığı büyük önem teşkil ettiğini dile getiriyor.
Çocuklar, anne-babaya ihsân edilen ilâhî emânetlerdir. İslâm fıtratı üzere anne-babalarına teslim edilen çocukların saf ve berrak kalpleri, temiz bir toprak misâli işlenmeye hazır, ham bir cevherdir. İstikbalde onların diken veya gül, acı veya tatlı meyve vermesi, üzerlerine atılan tohumların keyfiyetine bağlıdır.
Sohbet halkalarını gençlerle besleyip genişletmek îcâb eder. Zira gençlikle meşgul olmak, çok ehemmiyetlidir. Gençlik, en kıymetli hayat hazinesidir. O elde iken hak yolunda harcanmalı ve bir ânı bile ziyan edilmemelidir.
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mâzî, hâl ve istikbâl boyutlarından müstağnî olduğu Mîrâc Gecesi’nde istikbâle âit birtakım ibretli vak’alar seyretmiş ve bunları mâzî sîgasıyla, yâni olmuş bir sûrette aktarmışlardır. Bununla alâkalı bir misâl de Aşere-i Mübeşşere’den olan Abdurrahmân bin Avf Hazretleri hakkındadır.
Yüzakı Dergisi, 2016 yılının ilk sayısında "Âhiretsiz Yaşanan Dünya: İnsanlık Felâketi" başlığıyla çıktı. İşte Yüzakı'nın 131. sayısı...
Ramazân-ı Şerîf bizler için Hakk’a yakınlık ve dostluğun müstesnâ vesîle ve fırsatları üzerinde yoğunlaşma mevsimidir. Hayırlarda acele etmek kadar, mânevî kazanç fırsatlarını kaçırmama hususunda da uyanık ve basîretli hareket etmek îcâb eder.