İslâm, bu Hak nurunun adıdır. Girdiği her gönlü, mekânı ve zamanı aydınlatan bir mânâ ve hidâyet güneşidir.
Hayatın lezzeti şu üç şeydedir.
Vakıf, Yaratan’dan ötürü yaratılmışlara merhamet, şefkat ve sevginin bir tezâhürü olan infâkın devamlılık arz ederek müesseseleşmesidir. Bu da bir malın Allâh’a adanmasını, yâni temlik ve temellükten[1] men olunarak, ebediyyen mânevî bir gâye için kullanılmasını ifâde eder. Gâye ise, bütün mahlûkâtın muhtaç olanlarına cömertçe ikramda bulunmak, şefkat ve merhametle yaklaşarak, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanabilmektir.
Câhiliye devrinde insanlar pek çok yanlış inançlara saplanıyor; akıl, idrak, şuur ve tefekkür gibi en kıymetli insânî meziyetleri alçaltan son derece gülünç durumlara düşüyor ve böylece ağır bir insanlık dramı yaşıyorlardı. Doğru bir düşünce, müstakîm bir fikir bulmak zordu. Yanlış fikirler almış başını gitmişti. Bunun bir neticesi olarak toplumda kadın ezilmiş; anneler horlanmış, kızlar utanç vesilesi olarak kabul edilmişti. Bu dönemde yaşanan bir hikayeyi dinleyen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadiseyi dinlerken ağlamaya başladı...
Bir Müslüman günlük faaliyetleri içinde güzel ve tatlı sözleriyle daima infak içindedir. Allâh’ın selâmının oluşturduğu bir şahsiyet güzelliği içinde şuurlu her Müslümanın bu hâli ne güzeldir. İşte günlük hayatta okuyabileceğiniz dualar.
Kadın erkek bütün mü’minlerin yüzlerini pırıl pırıl nurlandıran, onları güzel ve aydınlık gösteren bazı uygulamalar vardır. Yaşlandıklarında bile sevimli gösterir bunlar insanları. Nitekim böyle nurlu yüzler görürüz yaşlılarda ve bakmaya hem kıyamaz, hem de doyamayız.
Allahüteala “İyilik edene, yaptığı iyiliğin on misli mükâfât verilir. Kötülük yapan da yaptığının dengiyle cezalandırılır” [En`âm sûresi (6), 160]buyuruyor. Peygamber Efendimiz ise “Kim bir hayır işlemek ister de onu yapamazsa, kendisine bir sevap yazılır. Yaparsa on sevap yazılır. Kim de bir kötülük yapmak ister de yapmazsa, ona hiçbir şey yazılmaz. Yaparsa bir tek günah yazılır” (Müslim, Îmân 259). Bir iyiliğe kat kat sevap verildiği halde, bir kötülüğe sadece bir günah yazılması İslâm’dan başka hiçbir din ve sistemde olmayacak bir imkândır.
Bugün Müslümanların en büyük derdi, insanların İslâm’la önündeki en büyük engeli kendilerinin oluşturmalarıdır. Eğer biz, şahsî hatalarımızla, ön yargı ve tekrarladığımız yanlışlarımızla, dinimize ulaşacak kimselere perde oluyorsak, bunun vebâlini hiçbir şeyle ödeyemeyiz.
Yüzakı Dergisi, Temmuz sayısında İslâm’ın güler yüzünü; imkânlarımızı muhtaçlarla, sevincimizi muzdariplerle, gönlümüzü gariplerle paylaşarak "Yaşamak ve Yaşatmak" başlığıyla çıktı.