Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde gelinciklerin açmasıyla tarım arazileri kırmızıya büründü. Gözlere ve kalplere hitap eden ilahi sanatın en güzel örnekleri çiçekler tefekküre sevk etti.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) tekrarladığı bir sualdir bu: “Düşünmez misiniz? Akıl erdirmez misiniz, aklınızı çalıştırmaz mısınız?” Bu sualleri idrak etmek için insan önce kendisine şunları sormalı: Niçin dünyaya geldin? Niçin yaşıyorsun? Kimin mülkündesin? Rızkını veren kim?..
İnsan yüksek ve yüce bir hayat yaşamak zorundadır. Çünkü ahsen-i takvim üzere yaratılmıştır. Yani aklî, hissî ve rûhî potansiyeli çok kuvvetlidir. Basit bir hayat yaşamak, “insan fıtratı içinde hayvana dönüşmek” Âdem’in evlâtlarına göre değildir... Yazar İdris Arpat'ın Altınoluk Dergisi'nde bu ay yayınlanan yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
Es‘ad Erbili Hazretleri kâinattaki ilâhî sanat hârikaları üzerinde tefekkür edip bunlardan gereken dersleri almaya teşvik ederdi.
Takvâ sahibi kullar, tefekkürde derinleşirler. Açan çiçeklerin, öten kuşların, meyveli ağaçların, hepsinin lisânına âşinâ olurlar. Onlardaki zarâfet, incelik ve güzelliği, rûhânî hayatlarına aksettirirler. Çiçekler gibi ince ruhlu, meyveli ağaçlar gibi ikram sahibi olurlar. İşte bunlar, Allâh’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de senâ ettiği bahtiyar kimselerdir.
Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmelerde yedi kat semâdan bahsetmektedir. İnsan fikren, bu yedi kat içerisinde bir miktar dolaşmaya başladığında, âdetâ akıl tutulması yaşamaktadır. Allâh’ın sonsuzluğunu idrake, az da olsa yaklaşmaktadır.
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur: “İffet, fakirliğin; şükür de zenginliğin süsüdür.
İnsan, Allâh’ın sanatındaki hârikulâdelikleri ne kadar çok öğrenir ve üzerinde ne kadar tefekkür ederse, O’nun celâl ve azameti hakkındaki mârifeti, yani Hakk’a yakınlığı da o nisbette artar.