Sohbet eden kişinin sözü, yumuşak ve gönül alıcı olmalıdır. Zira hiç kimse sert sözlerden ve kabalıktan hoşlanmaz. Gönüllere girebilmenin en güzel yolu, tatlı dil, yumuşaklık ve tevâzûdur.
Dinimiz doğru ve güzel konuşmamızı emretmiş, düşmanlarımızla görüşürken bile “nezâketi” kaybetmememizi öğretmiştir. Çünkü dilin güzel kullanılması sayesinde, azılı düşman olan kimselerin bize yaklaşması, bize yakın olan kimseler ile de aramızda samimiyetin artması mümkündür. Rabbimiz, “kelîmullah” olan peygamberi Hazret-i Mûsa’yı, ilâhlık iddia eden Firavun’a gönderirken onun “yumuşak bir dille” Allâh’ın yoluna çağrılmasını emretmiştir.
Sözün hakkı vardır. Dilden bir çırpıda ifadeye döküldüğünde, basit bir kelime değildir artık... Korunması gereken hukuku bulunur. Hattâ hesap gününde şâhitlik edecek bir dâvâlıdır artık o... Söz dosdoğru olmalıdır; içine yalan, gıybet, iftira girmemelidir.