Nerdeyse herkes “Özel bir Müslümanlık çerçevesi” oluşturmuş. İçimize sindiriyoruz, sindiriyoruz, ve bir merhalede içselleştiriyoruz. Öyle ki artık islami olanı, Allah’ın buyurduklarını, Rasulullah’ın yaşadıklarını yadırgar hale geliyoruz. Öyle bir “Hayat tarzı” oluşuyor ki bünyemizde, Kur’an’ın mizanında Rasulullah’ın değerler dünyasında beş para etmiyor. Nasıl taşınacak bu Allah’ın huzuruna, nasıl savunulacak orada?
Altınoluk Dergisi, 32’inci yılının ilk sayısında "Erken Teşhis Ahiret Kurtarır" başlığıyla çıktı.
Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Harran Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen ve “İslam’ın Evrensel Mesajı: Barış, Adalet ve Özgürlük" temasıyla başlayan zirvede konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, sözlerine “Bizleri Hz. İbrahim’in tevhit mücadelesini başlattığı bu mübarek ve güzel şehirde İslam’ın evrensel mesajları olan barışı, adaleti, hürriyeti konuşmak üzere bir araya getiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.” diyerek başladı.
ABD'de bulunan Pew Araştırma Merkezine göre İslam, mevcut demografik eğilimler devam ederse, 2070 yılına kadar dünyanın en büyük dini olabilir.
Yüzakı Dergisi bu ayki sayısında kapakta "Zafer=Îman ve Fedâkârlık!" diyor.
Bir kimseye zekâtın farz olması için bazı şartların bulunması gerekir. İşte zekâtı farz kılan durumlar...
Îtikâf, lügatte kendini bir yere hapsederek durup beklemek, maddî-mânevî, müsbet-menfî bir şey üzerinde ısrarla durmak gibi mânâlara gelir.
Danimarka'da, evinin arka bahçesinde Kur'an-ı Kerim yakan ve bunun görüntüsünü sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta paylaşan kişi hakkında dava açılması kararlaştırıldı.
Dünya, âhirete kıyasla “gündüzün bir saatten de az bir vaktinde bir ağaç gölgesinde gölgelenmek” kadar kısa… Lâkin bu kısa anlar topluluğu, ebedî hayatımızın nasıl olacağının belirleyicisi… Âhiret için azık elde etmeye geldiğimiz bu dünya, ne mal biriktirmek, ne varlıklarla öğünmek için bulunduğumuz bir yer…
İnsanlık âleminde güzel ahlâkın; nezâket, letâfet ve zarâfetin zirvesi, şüphesiz ki Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Bütün fazîletler ve güzellikler, O’nun emsalsiz örnek şahsiyetinde mevcuttur. O’nun gönül âlemi; nâdide, latîf, zarif çiçekler ve mis kokulu güllerle bezenmiş bir gülistan gibidir. Peygamber vârisi Hak dostları da, o gülistan üzerinden süzülüp gelen bir rahmet esintisi mesâbesindedirler.