Ebu Eymen 70 yaşında genç bir delikanlı. Hem Aksa'nın çocuklarının dedesi, hem de kedilerin babası. Kudüs'e yolu düşen herkes Ebu Eymen'in sabah namazından sonra kedileri nasıl aşk ile beslediğine şahit olmuştur. Bir gün kendisinin kedileri etrafına toplayıp Kur'ân okuduğunu gördük.
İmâm Şâfiî Hazretleri buyurur: “Bir adam görünüşte ne kadar güzel ahlâklı olursa olsun, bile bile vicdansız ve kötü huylu adamları dost edinirse, ahlâksızlıkta onlarla müşterek sayılır.”
Tasavvuf; her şeyden önce, hayatı Kurʼân ve Sünnet istikâmetinde tanzim edebilme gayretidir.
Cenâb-ı Hak; “Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41) buyurarak her vesîleyle kendisini anmamızı arzu ediyor. “Onlar (akl-ı selîm sahibi müʼminler), ayaktayken, otururken, yanları üzerine yatarken Allâhʼı zikrederler…” (Âl-i İmrân, 191) buyurmak sûretiyle de, her dâim kalben kendisiyle buluşmamızı istiyor.
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur: “Kendini beğenme! Yüzüne karşı seni övenlere îtibâr etme! Yaptığın iyilikleri insanların başına kakma, yaptığın işleri büyütme, verdiğin sözden dönme! Başa kakmak, iyiliği bitirir; mübalâğa, hakîkati söndürür; sözünde durmamak ise Hâlık’ın da halkın da nefretini celbeder.”
İslâmʼın hedeflediği “kâmil bir insan” seviyesine nâil olabilmek için, dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp yaşamak îcâb eder.
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım Hoca, "Evlerde ve iş yerlerinde nazar boncuğu bulundurmanın hükmü nedir?" sorusunu cevaplandırıyor?
Nerede bir güzellik varsa, O nûrdan bir akistir. Âlemde bir çiçek bile açılmaz ki, O’nun nûrundan olmasın! O ki, O’nun hürmetine varız. O, sol mayan, aksine gün geçtikçe tâzelik ve tarâveti daha da artan, serâpâ nûrdan ibâret bir gonca-yı ilâhî... Bütün varlıklar O’nun medyûnu ve meclûbu…
Merhum Mahmud Sâmi Razamanoğlu Hazretleri, âlimlerin "oruç ve açlık" hakkında dile getirdikleri on güzel hasleti şöyle sıralıyor.
Kulun îmandaki sadâkati, hayatı boyunca yaşadığı pek çok imtihan ile ortaya çıkar.