Genç dergisinin Aralık 2022 sayısında Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile gerçekleştirdiği mülakatı istifadenize sunuyoruz...
"İslâm, insan fıtratına en uygun bir dîndir." derken anlatılmak istenen şey nedir? İslam'ın insan fıtratı üzerine etkileri ve uyumu...
Fıtrat, yaratılış, tabiat demektir. Fıtratımızı nefsin azgınlığına düşmeden nasıl koruruz? Fıtratın ihtiyaçlarını ihmal etmeden, nefis ile nasıl mücadele edeceğiz?
İman ve itikadda israf, israfların en korkuncudur. Aklî ve kalbî haysiyeti muhâfaza edemeyip idrâki bâtıllara, efsânelere, hurâfelere ve kötü fikir cereyanlarına kaptırmak sûretiyle insanın yaratılışında mevcûd olan “İslâm fıtratı”nın sâfiyetini zedeleyerek ebedî saâdeti ziyân etmektir.
Çocuklar, anne-babaya ihsân edilen ilâhî emânetlerdir. İslâm fıtratı üzere anne-babalarına teslim edilen çocukların saf ve berrak kalpleri, temiz bir toprak misâli işlenmeye hazır, ham bir cevherdir. İstikbalde onların diken veya gül, acı veya tatlı meyve vermesi, üzerlerine atılan tohumların keyfiyetine bağlıdır.
Bugün Müslümanların en büyük derdi, insanların İslâm’la önündeki en büyük engeli kendilerinin oluşturmalarıdır. Eğer biz, şahsî hatalarımızla, ön yargı ve tekrarladığımız yanlışlarımızla, dinimize ulaşacak kimselere perde oluyorsak, bunun vebâlini hiçbir şeyle ödeyemeyiz.
Bugün evlâtlarımıza karşı sorumluluğumuzda, dünya ve âhiret dengesini kurmak, umûmiyetle ihmal ediliyor. Dünyevî diplomalar yanında, uhrevî diplomalara dikkat edilmiyor. Kendi kendimize sormalıyız: İstikbâli veren kim?.. Unutmamalı ki; Allâhʼa, Rasûlullâhʼa ve Kurʼân-ı Kerîmʼe bağlılığımız ne kadarsa “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96) hadîs-i şerîfinden nasîbimiz de o kadar olacaktır.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetlerinde, İbrahim (a.s.) ve müslüman olarak ölmenin ehemmiyetinden bahsediyor.