insan ruhu

Kimin Tarafındayız?

Mühim olan hangi tarafta olduğumuz? Bu dünyadaki amellerimiz tartılırken “yemîn ashâbı”ndan mı, “şimâl ashâbı”ndan mı? Yani kitabımız sağ tarafımızdan ve önümüzden mi verilecek; arkamızdan ve solumuzdan mı? İşte asıl soru bu…

Kalp, Ruh ve Gönül İsrafı

İsrafın maddî yönünden ziyâde mânevî yönü; insanı bitirir, tüketir. İnsan mânevî hayatındaki israf deliklerini kapattığında; gemisi, mârifetullah ve muhabbetullah okyanusunda yol alır. Aksi hâlde bu büyük ve şerefli yolculuk, daha başlamadan bitmiş olur.

İmanın İlk Meyvesi Nedir?

Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet, şefkat ve diğergâmlık, onun gönül dokusunun en belirgin vasfıdır. Kulu kalben Rabbine yakınlaştıran ilâhî bir cevher olan bu vasıf, aynı zamanda îmânın da bu âlemdeki en büyük şâhidi ve delîlidir. Nitekim in­san rû­hu­nun ula­şabileceği ol­gun­luk se­mâ­sı­na çı­kışın yegâne yo­lu, mer­ha­met ve şefkat ba­sa­mak­la­rın­dan geç­mek­te­dir.

Hem Zahiri Hem Batıni İlimleri Öğrenen Alimler

Zâhirî ilimleri tahsil etmek, insanı bâtın ilmini tahsil etmekten müstağnî kılamaz. Evvelkilerden ve sonrakilerden pek çok âlim, zâhirî ilimden sonra bâtınî ilmi terbiye ve hizmet yoluyla tahsil etmenin zaruretine inanmış ve bu yolun sâlikleri olmuşlardır.

Biz Bu Dünyaya Ahiret İçin Geldik

Secdeyle İslam dini kemale erer; cehaletten arınmakla, ahiretin farkına bu dünyada varılır. Secde, bize ahireti bu dünyada yaşatır.

Ruhumuzu Olgunlaştıran Özellik

Kâ­mil bir mü’min, gö­nül in­sa­nı­dır. Mer­ha­met ve di­ğer­gâm­lık, onun en be­lir­gin vas­fı ve ta­bi­at-i as­li­ye­si­dir. Mer­ha­met, mü’minin kal­bin­de hiç sön­me­yen bir ateş gi­bi­dir. İn­san rû­hu­nun ula­şa­bi­le­ce­ği ol­gun­luk zirvesine çı­kı­şın yo­lu, mer­ha­met ve hiz­met ba­sa­mak­la­rın­dan geç­mek­te­dir. Mer­ha­met, îmâ­nı­mı­zın bu âlem­de şâ­hi­di olan ve bi­zi kal­ben Rab­bi­mi­ze yak­laş­tı­ran ilâ­hî bir cev­her­dir.

Güzel Eserlerin İnsan Ruhuna Etkisi

Güzellik duygusu, muhtevâ kadar şekil şartlarına da bağlı olarak tatmin olur.

Fâni Dünya Sadece Bir İstasyondur!

İnsan, rûhu itibariyle de Allâh’a mensuptur. Dolayısıyla kulluğunu unutan, yani nisyana düşen her kalbin tedâvîsi, rûhun mensûb olduğu Rabbini çokça zikretmektir.