“Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır.”2 âyeti sanki beni alıp götürüyor; mü’minleri cennete çağıran diğer âyetlerle birer birer buluşturuyor. Rabbimin mü’minleri dâr-ı selâma davet edişindeki sıcaklığı satırlar vasıtasıyla sadırlara taşıyabilme ümidi doğuyor içime.
Unutmayalım ki hepimiz dünyaya bir defalığına geldik. Hayat imtihanımız bir sefere mahsus. Dünya hayatının tekrarı yok. Dünyevî imtihanlarda kaybedersek, tekrar telâfî imtihanına girebiliriz. Fakat hayat nîmetinin ne tekrarı var, ne de telâfîsi. Hayırlarda acele etmek kadar, mânevî kazanç fırsatlarını kaçırmama hususunda da uyanık ve basîretli hareket etmek îcâb eder. Aksi hâlde elden kaçan nîmetlere nedâmet fayda vermez.
Maddi imkansızlıklar nedeniyle sıvası, kapısı, penceresi olmayan bir inşaatta kalan üç çocuklu Yıldız ailesi, tuvaleti ve banyosu bulunmayan yerde hayata tutunmaya çalışıyor.
Allah için yapılan hizmetlere nefsâniyetin karıştırılmaması son derece mühimdir. Hizmet ehlinin en çok dikkat edeceği husus, muvaffakıyeti kendinden değil, Rabbinden bilmektir. Kendine izâfe etmek, şımarmayı ve kibirlenmeyi meydana getirir ki, bu mânevî bir felâkettir.
Suriye'de 2011 yılında başlayan savaşın ardından Esed zulmü ve her gün üzerilerine yağan bombalar yüzünden hem vatanlarından hem de yakınlarından olan aileler, Türkiye'nin kendilerine sunduğu imkanlar sayesinde acılarını bir nebze de olsa unutup, hayata sarılıyor.
Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı, tek tek hayır hasenat işleriyle uğraşan kişilerin daha kurumsal bir yapıyla hizmet etme arzusu sonucu kuruldu. Aziz Mahmut Hüdayi Hazretlerinin türbesinde yola çıkan vakıf, Hazretin fakirlere sıcak yemek dağıtırken kullandığı kazanların yanı başında hayır işini devam ettirmeye talip oldu. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında ve yaklaşık 100 ülkede faaliyet gösteren vakfın hizmetlerini yönetim kurulu başkanı Ahmed Hamdi Topbaş’la konuştuk.
Bir mü’min “Allah bana hangi imkânları lûtfetti ve ben bu imkânlarla Allah yolunda nasıl hizmet edebilirim?” düşüncesi içerisinde olmalıdır. Sayısız nîmet ve imkâna rağmen, sadece kendini düşünerek hizmete koşmayan ve hayâtını boş geçirenler, meyvesiz bir ağaç gibidirler.
İnternetten cep telefonu cihazına kadar elimizdeki bütün iletişim sistemleri ve cihazları, ya şükrünü yapmaya gayret ettiğimiz için nimet babından bizimle bulunan imkânlar olarak kalacaktır ya da ateş olup bizi yakacaktır.
Türkiye Diyanet Vakfı'nca Bişkek'te yaptırılan ve aynı anda 6 bin kişinin ibadet etmesine imkan veren cami, Orta Asya’nın en büyük camisi olacak.
Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu, umrede Hilton'dan Kabe'ye yaşadığı yolculuğu anlatıyor.