Altın Silsile’nin 23’üncü halkası, Hindistan’da yetişen en büyük veli ve alim; İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinin hayatı...
Yakın zamanda dini görünümlü cemaatlerden büyük ihanetler gören ülkemizin tekrar bu acıları yaşamaması için bu yazımızda başta İmam Rabbani olmak üzere bazı büyük sufilerin uyarılarını sizlerle paylaşmak son derece faydalı olacaktır ki bir daha aynı delikten ısırılmayalım.
Sufilere göre Allah’a giden yol olan seyr u süluka girmek ancak niyeti düzgün, ihlaslı insanlara fayda verir. Niyeti bozuk olan bir salik yıllarca manevi terbiye alsa da, kendisinde istenilen kemalat hasıl olmaz.
İmam Rabbani’ye göre tasavvuf, zahiri ilimler olmadan olmaz. Maneviyatın neşri ise satırlardan değil sadırlardan yani kalplerden kalbe olacaktır. Bu sebeple tasavvufi kitapları okumaktan çok onları yaşayan insanların beraberlikleri salike fayda verecektir.
Biz kendimizi içinde bulunduğumuz gafletten, tembellikten kurtarmadan Kudüs düşmandan kurtarılamayacaktır. Haydin hak yolunda seferberliğe, nemelazımcılığa, uyuşukluğa, bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesine savaş açmağa, Kudüs ile yeniden dirilmeğe!
Allah Teâlâ, sana doğru yolu göstersin! İyi bil ki, Allah yolunda bulunmak isteyen sâlike önce lâzım olan şey, itikadını düzeltmektir. Doğru itikat, Ehl-i Sünnet âlimlerinin, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden ve ashab-ı kirâmdan öğrendikleri, anladıkları itikattır. Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şerîflerin manasını doğru anlayan, doğru yolun âlimleridir. Bunlar da, Ehl-i Sünnet vel-cemâat âlimleridir.
Hem Rabbi ile beraber olup hem de halka hizmet etmek gerçek manası ile kalbimizi Rabbimize ayırmakla mümkün olur. Bu sebeple insan hangi makam ve mevkide olursa olsun her daim manevi gelişimine önem vermeli, zikir, fikir, tefekkür ve nefsi ile mücahededen uzak düşmemelidir.
İslam âlemi olarak zor zamanlardan geçmekteyiz, ümmet siyasi, askeri, kültürel saldırılar karşısında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Bu mücadele aslında tarih boyunca hep devam etmiştir. Bu zor dönemlerden geçerken aldığımız gerek maddi ve zihinsel yaraları önce teşhis etmek sonra da tedavi etmek büyük önem arz etmektedir. Bu zihni yenilenmeye biz tecdid diyoruz, tecdid yeni bir ruhla tekrar köklerimize dönmek, ihmal ettiğimiz konuları ciddiyetle ele alarak ikmal etmektir.
İmam Rabbânî Hazretleri her namazdan sonra okunması gereken sureyi bizlere haber veriyor.
Tasavvufun amacı maneviyat yolcularını ihsan makamına eriştirmektir, Peygamber Efendimizin tarif ettiği üzere “sanki Rabbimizi görüyormuş gibi” O’na kulluk etmelerini mümkün kılmaktır. İhsan mertebesine ulaşan mümin Rabbin bakışı önünde olduğu şuuru ile amel eder. Böylece imanını yakinî hale getirir.