Cenâb-ı Hak; insanoğlunun, insanlık haysiyet ve şerefi içinde yaşamasının reçetesini, göndermiş olduğu peygamberler ve kitaplarla kullarına bildirmiştir.
Hakikinin en büyük düşmanı sahte olandır, zira dış benzerlik vardır. Aldanma ve aldatılmanın önemli sebebi benzerliktir. Altının sahtesiyle hakikisini ancak mahir bir sarraf ayırt edebilir. Bizleri yıkıp yok etmek için tezgahlanan sahtekarlıklara karşı fert fert herkesi basiret ve feraset sahibi kılmak, toplumu her fırsatta aldatılacak saf bir güruh olmaktan çıkarmak gerekir.
Ne acâyiptir ki insan, son derece şâşaalı ve müzeyyen bir saray görse ona hayran kalır. Onu hatırından çıkaramaz, hayâtı boyunca onun güzelliğini anlatıp durur.
Cenâb-ı Hak, insanları birbirine muhtaç bir hâlde yaratmıştır. Toplumda güçlüler-kuvvetliler olduğu gibi; zayıflar, sakatlar ve muhtaçlar da dâimâ mevcut olacaktır. Kendimize sormalıyız: “Cenâb-ı Hak bu insanları niye muhtaç olarak yarattı?” Cevabıysa mâlum...
Bir mü’min “Allah bana hangi imkânları lûtfetti ve ben bu imkânlarla Allah yolunda nasıl hizmet edebilirim?” düşüncesi içerisinde olmalıdır. Sayısız nîmet ve imkâna rağmen, sadece kendini düşünerek hizmete koşmayan ve hayâtını boş geçirenler, meyvesiz bir ağaç gibidirler.
Çocuklarımızın kusursuz olmasını istiyorsak, kusursuz anne-baba olmaya gayret etmeliyiz. Peki aileler çocuk terbiyesinde ne gibi hususlara dikkat etmelidirler ki kusursuz olmalılar...