Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem, bir hadis-i şeriflerin ümmeti için en çok korktuğu şeyin küçük şirk olduğunu söylüyorlar. Sahabe efendilerimiz, küçük şirkin ne olduğunu sorduklarında ise Fahr-i Kâinat Efendimiz, onlara şu cevabı veriyor.
Batı’nın teknik ve ekonomik sahada ilerleyip dünya üzerinde güçlü ve müessir bir mevkiye ulaşması, Müslümanlar üzerinde “sanki medeniyette yükselebilmek için, aklı dînin önünde tutmak gerekirmiş” gibi bir anlayışın yayılmasına sebep olmuştur. Müslümanların tarihte İslâm’a sadâkatle bağlı oldukları dönemlerde dünyanın en muhteşem medeniyetlerini kurmuş oldukları gerçeği görmezden gelinerek, bu fikirler, âdeta salgın bir hastalık gibi, İslâm ülkelerinde de zihinlere aşılanmaya çalışılmaktadır. Zira Batı felsefesine duyulan hevesin temel sebebi, “İslâm dünya görüşü”nün ihtişâmından lâyıkıyla haberdâr olunmamasıdır.
Müslüman, rûhunu inkişâf ettirerek bütün mahlûkâta huzur tevzî eden, dünyanın her yerindeki din kardeşlerini kendisine zimmetli bilen, gönül insanıdır.
Nüzûlünün 1400. Yılında yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî yönleri hakkında bizleri aydınlatır mısınız?
Sırf kendini kurtarmaya çalışan, başkalarının manevi kurtuluşuna hizmet etmeyenler, gönül insanı sayılamaz. Gönül adamı adı üstünde kalbini ihya etmiş, yaratılanı Yaratandan ötürü sevmiştir. Kendindeki güzellikleri başkaları ile paylaşmaya hazırdır gönül insanı. Nitekim İmam-ı Rabbani, Mevlana Celaleddin Rumi, Hace Bahuddin Nakşibend, Aziz Mahmud Hüdayi gibi hakka vasıl olan gönül ehli hep başka gönülleri inşa etmenin derdinde olmuşlardır.
Peygamber Efendimiz, Kur’ân-ı Kerîm’i çok kısa bir sürede defalarca hatmetmek isteyen ashâbına sınırlar koymuş ve “tefekkür etmeye fırsat olacak kadar” yavaş yavaş okumalarını tavsiye etmiştir.
Kur'ân'da geçen “Ulu'l emre itaat”i nasıl anlamalıyız? Kur'ân'a göre kimler 'Ulu'l emr' olabilir? Marmara Üniversitesi İlahiyat Profesörü Ömer Çelik İslam ve İhsan'da anlatıyor.
Musa Topbaş Hocaefendi'nin hayatından misallerle; gençlere vatan ve millet sevgisi nasıl kazandırılır?
Taif... Peygamber Efendimizin putperestler tarafından taşlandığı belde. Peki Peygamberimiz bu elim hâdise karşısındaki tavrı ne olmuştu?
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’nin, tasavvuf yolundaki tesiri ve nüfûzu çok büyüktür. Öyle ki, Nakşîlik yolu, kendisinden sonra âdeta Hâlidîlik olmuş ve bu kol, Osmanlı coğrafyasının en yaygın tasavvuf mektebi hâline gelmiştir.