Yrd. Doç.Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, "Kocası ölen kadın iddet müddeti süresince nasıl hareket etmelidir?" sorusunu cevaplıyor...
Fürey’a binti Mâlik radıyallahu anha, başından geçen bir hâdiseyi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize sorarak İslâm’ın bir mes’elesinin ortaya çıkmasına vesîle olan bir hanım sahâbî!…
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, iddet müddetini anlatıyor...
Bir erkeğin eşini boşaması, ya açıkça “Seni boşadım!” şeklinde bir ifade ile gerçekleşir ya da “Senden ayrıldım, artık sen bana haramsın! Çık, git! Evi terk et! Annenin-babanın evine git!” gibi boşanmayı çağrıştıracak kinâyeli sözlerle olur.
İddet, sözlükte belirli sayı, boşanan veya kocası ölen kadının yeniden evlenebilmek için beklemesi gereken süre mânâsına gelir. İddet süresi, çoğunlukla kadının ay hâli (hayız) sayısını veya ayları sayarak belirlendiği için bu kelimeyle ifade edilmiştir.
“Çocuğu kucağına almak, onu besleyip terbiye etmek ve bağrına basmak” mânâlarına gelen Arapça “hıdâne” kelimesi, bir fıkıh terimi olarak; çocuğu bakıp gözetme hakkı olan kişinin, onu yanına alarak terbiye etmesidir.